Ayşenur Sevim’in TBMM’ye İthaf Ettiği Hukuki Dilekçe
Altay Tuna Partisi’nin Kurucu Genel Başkanı Ayşenur Sevim, 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun’un kaldırılması talebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bir hukuki dilekçe sundu. Dilekçede, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve demokratik hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde, ifade özgürlüğünün kısıtlanmaması gerektiği vurgulanarak, bu kanunun yalnızca tarihsel araştırma özgürlüğünü değil, aynı zamanda toplumsal gelişimi ve düşünsel özgürlüğü de engellediği belirtildi. Sevim, hukukun evrensel standartlarla uyumlu hale getirilmesi ve özgür düşüncenin güvence altına alınması için yasama organından acil müdahale talep etti.

Sevim, 5816 sayılı Kanun’un, suç ve cezada belirlilik ilkesine aykırı olduğunu belirtti. Kanunun, “hakaret” ve “sövme” kavramlarını net bir şekilde tanımlamaması, toplumsal eleştirilerin ve tarihsel yorumların yargılamasına yol açmaktadır. Bu belirsizliğin, hukukun öngörülebilirliğini ortadan kaldırdığı ve adaletin sağlanmasını zorlaştırdığına dikkat çekti. Bu tür yasaların, halkın özgürce fikir beyan etmesini engellediği ve demokratik bir toplum düzenini tehdit ettiği vurgulandı.
Sevim, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinin, ifade özgürlüğünü güvence altına aldığını hatırlattı. Modern demokrasilerde, toplumsal figürlerin eleştiriye açık olması gerektiğini savundu. Ancak, bu tür koruma yasalarının toplumu “otocensür” uygulamaya zorlayarak, fikirlerin özgürce tartışılmasının önünde engel oluşturduğunu belirtti. Bu durumun toplumsal gelişimin önünde büyük bir engel teşkil ettiğini ifade etti.
Tarihin, belgelerin yeniden yorumlanması ve olayların farklı açılardan ele alınmasıyla geliştiğini ifade eden Sevim, 5816 sayılı Kanun’un tarihçiler üzerinde hukuki bir baskı unsuru oluşturduğunu belirtti. Kanunun, toplumun tarihini tartışmaya açmak ve alternatif görüşleri dile getirmek isteyen akademisyenler üzerinde ciddi bir engel oluşturduğunu vurguladı. Bu yasayla, toplumun tarihsel hafızasının daraltıldığını ve gerçeklerin tüm yönleriyle öğrenilmesinin engellendiğini kaydetti.

Sevim, uluslararası hukuk açısından da bu tür özel yasaların kaldırılması gerektiğini belirtti. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi ve Avrupa Konseyi’nin, devletlerin “kamu figürlerini korumaya yönelik özel yasaları” kaldırması gerektiği yönündeki tavsiyelerine dikkat çekti. Modern hukuk sistemlerinde, şahıslara özel koruma yasalarının, hukuk eşitliği ilkesine ters düştüğünü ve demokratik toplumların temel yapısıyla çeliştiğini ifade etti. Ayrıca, itibarın korunmasının yalnızca genel hukuki hükümlerle sağlanması gerektiğini savundu.
Sevim, yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 5816 sayılı Kanun’un yürürlükten kaldırılmasını ve toplumsal barışın sağlanması için gerekli yasama çalışmalarının başlatılmasını talep etti. Hem akademik özgürlüğün hem de ifade özgürlüğünün güvence altına alınmasını isteyen Sevim, bu değişikliğin, hukuk sisteminin uluslararası standartlarla uyumlu hale gelmesine olanak tanıyacağını ifade etti.
Ayşenur Sevim, Altay Tuna Partisi olarak, Türkiye’nin aydınlık geleceği için yalnızca hukuki bir talepte bulunmadıklarını, aynı zamanda toplumun özgürleşmesi adına köklerinden gelen bir vizyonu hayata geçirmeyi amaçladıklarını belirtti. Sevim, Türkiye’nin çağdaş bir demokratik devlet olarak gelişebilmesi için, tarihi figürlerin ve fikirlerin, ceza yasalarıyla korunmak yerine toplumun vicdanında özgürce korunması gerektiğini savundu.
Sevim, 5816 sayılı Kanun’u, milletin geçmişiyle barışmasının önündeki “paslı bir pranga” olarak tanımladı. Bu yasa ile halkın gerçekleri sevgi, bilgi ve tarihsel doğrularla tartışma özgürlüğünün engellendiğini vurguladı. Sevim, devlet adamlarının ya da tarihi şahsiyetlerin miraslarının yalnızca ceza kanunlarıyla değil, toplumun gönlünün korumasında yaşaması gerektiğini savundu. Yasakların, gerçeklerin perdelenmesine engel olamayacağını belirten Sevim, bilimsel tartışmaların ve akademik özgürlüğün önündeki engellerin kaldırılmasını istedi.
Sevim, Altay Tuna Partisi olarak, bireyin özgürlüğünü, tarihin özgürce konuşulmasını ve bilgilerin doğru şekilde aktarılmasını savunduklarını ifade etti. 5816 gibi belirsiz yasaların, toplumsal gelişimi engellediğini belirtti. Modern dünyada, şahıslara özel koruma kanunlarının terk edilmesi gerektiğini savunarak, hakaret ve eleştiri arasındaki sınırların evrensel hukuk normlarına dayandırılması gerektiğine inandığını söyledi.
Sevim, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında, toplumsal tabuları yıkma ve gerçekleri gün yüzüne çıkarma sorumluluğunun devletin üzerinde olduğunu vurguladı. Bu değişimin, yalnızca 5816 sayılı Kanun’un iptali ile mümkün olacağını belirterek, Türkiye’nin özgüvenli ve demokratik bir ülke olarak gelişmesi için hukukun evrensel standartlarla uyumlu hale getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Altay Tuna Partisi Kurucu Genel Başkanı Ayşenur Sevim, toplumun ilerlemesi ve özgür düşüncenin hayata geçmesi için bu hukuki talebin hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin çağdaş bir demokrasiye adım atabilmesi için, tarihsel ve fikri yasaklardan kurtulması gerektiğinin altını çizdi. Bu anlamda, zihinlerdeki duvarların yıkılması gerektiğine işaret etti.
Sevim’in dilekçesi, sadece bir hukuki başvuru değil, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve toplumsal gelişimi için bir çağrı niteliği taşımaktadır. Bu adım, Altay Tuna Partisi’nin vizyonunun bir parçası olarak, toplumsal vicdanın özgürleşmesini amaçlayan derin bir dönüşüm sürecinin habercisidir.
