Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Esma Müjgan Çelikkol makalesinde;
Lâik, Demokratik, Cumhuriyet’in mühürünün halk tarafından vurulduğu ilk ve en önemli adım, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 106. Yıl dönümü; egemenliğin saraydan alınıp halka verildiği, bu milletin bağımsızlık iradesinin ve özgürlüğünün bütün dünyaya ilân edildiği gündür bugün.
Halkının çok değerli menfaatlerini göz ardı ederek, dış güçlerin desteğini arar hale gelen, kendi menfaatleri uğruna vatanı satan, tek adam ve sülalesinin bu ülkeye verdiği zararları ortadan kaldırmak , yani saray rejimini defetmek üzere başlatılan savaşın adıdır Kurtuluş savaşı. 106 yıl önce halkın egemenliğine saygı duyan, onların seçecekleri temsilcilerinin oluşturacağı iradeleri ile TBMM çatısı altında alınacak kararlarla Kurtuluş Savaşı’nın yönetilmesini isteyen eşsiz bir önderle 23 Nisan1920 de başladı o masal ve 29Ekim1923 de Cumhuriyetin ilânı ile gerçek oldu.
” Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir ”
M.K. Atatürk
Bugün de, Halkımız kendi egemenliği ile yönetilmek istemekte , 106 yıl önce ortaya koyduğu iradesini şimdi de kuralları ile ortaya koyarak, 23 yıllık iktidarı ile kendilerini sefaletin ortasına atan Egemen saray rejiminden kurtulmak istemektedir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletin ise; millete kulak verilip sandık halkın önüne hemen getirilmelidir. Çünkü;
– Halkımızın egemenliği baskı rejimi ile, değiştirilen çıkarcı yasalarla elinden alınmıştır.
– 2024 yılında yapılan seçimde muhalefet partisi 1. parti olmasına karşın , iktidarı ele geçirememiş , mecliste çoğunluğu elde edememiştir. Demekki seçim sisteminde bir bozukluk vardır. Bu çelişki ortadan kalkmalıdır. Halk egemen olmalı, çoğunluğun istediğinin mecliste de temsilci sayısı çok olmalıdır.
– Millet her alanda demokrasinin yok olmasından, yasama, yürütme ve yargının bağımsızlığının ortadan kaybolmasından, güvenlik sisteminin milleti korumadığından şikayetçidir.
– Devlet kurumları millet adına değil, belli güç odakları lehine davranır olmuştur.
– Ekonomik yönden ülke ve vatandaşlar sefalete sürüklenmiştir. Öyle ki dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer almakla anılır durumdayız.
– Eğitim, sağlık, mülkiyet, çalışma, güvenlik, özgürlük , adalet, vs birçok hak güvencesini kaybetmiştir.
– Başkanlık hükümet sistemi iflâs etmiştir.
Kısacası Milletin egemenliği elinden alınmıştır. Millet egemen olmadığı, egemenliğini kaybettiği bir ortamda yaşamaya çalışmaktadır.
Bu böyle gitmez! Bu durum en kısa zamanda değişmeli, sandık gelmeli, halk kendisini idare etmesini istediklerini seçmeli, istemediklerini de tarihe gömmeli, herşey aslına, gerçeğine dönmelidir.
ÇOCUKLARIMIZ
1927 Türkiye nüfus sayımı, 28 Ekim 1927 günü , 2 Haziran 1926 tarihinde TBMM’de kabul edilen ve Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 896 sayılı “İlk Genel Nüfus Sayımı Kanunu” çerçevesinde yapılmıştır. O gün nüfusumuz 13.648.270 kişi olarak belirlenmiştir.
O dönemde, 0-14 yaş grubu çocuk nüfusunun toplam nüfusa oranı tahminen %35-%40 civarında idi. 1920’lerde savaşlardan yeni çıkmış bir ülke olarak, nüfusun büyük bir kısmı (yaklaşık yarısından fazlası) genç ve çocuklardan oluşmakta iken, Atatürk çocuk ve genç nüfusununda değer görmesi, söz sahibi olması adına 23 Nisan 1920, Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı, Türk milletinin bağımsızlığını ve egemenliğini ilan ettiği tarihi; 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak, 23 Nisan 1929’da çocuklara armağan etmiş ve o yıldan itibaren Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır.
Birleşmiş Milletler tanımına göre 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, Türkiye’de, 1970 yılında toplam nüfusun yüzde 48,5’ini oluştururken bu oran 2025 yılında yüzde 24,8 oldu. Türkiye nüfusu 86.092.168 kişi iken bunun 21.375.930’unu çocuklar oluşturmaktadır.
Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2025 yılında çocuk nüfus oranının AB ortalaması yüzde 17,6 dir.
AB; UNICEF, sivil toplum, kamu kurumları, belediyeler ve gençlerle iş birliği yaparak çocuk haklarını geliştirmeyi ve çocuklara daha iyi bir gelecek sunmayı amaçlıyor. Ülkemizde de bu amaç doğrultusunda eğitim, sağlık, sosyal hizmetler ve politika savunuculuğuna odaklanan bir dizi programı destekliyor.
Bunların yanısıra nüfusumuzun dörtte biri olan çocuklarımızın yoksulluk, uyuşturucu, silah merakı batağından kurtarılmaları acil gerekmektedir.
Son günlerde yaşanan okul baskınları ve öğretmen, öğrenci kayıplarımız gözönüne alındığında dijitalleşmenin hızla dönüştürdüğü dünyada geleceğin teminatı çocuklarımızın, çağın gereklerine uygun biçimde yetiştirilmeleri, sağlıklı gelişimlerinin desteklenmesi, dijital becerilerinin güçlendirilmesi ve çevrimiçi kötü ortamlarda güvenliklerinin sağlanarak korunmaları önem arz etmektedir.
23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.
🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA
Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
dünyayı çocuklara verelim
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler.
NAZIM HİKMET RAN
Aydınlık geleceğimizin garantisi çocuklarımız için; Cumhuriyete, Demokrasiye, Temel hak ve özgürlüklere, Adalete, EGEMENLİĞİMİZE sahip çıkacağız.
Tam bağımsızlığın yıl dönümünde; Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman askerlerimizi saygı ve minnetle anıyor,
HALKIN KENDİ İRADESİNİ ELE ALIŞININ 106. YILINI, 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMIMIZI KUTLUYORUM.