Türkiye’nin geleceğine dair iddialı ve kapsamlı bir vizyon açıklayan Kurucu Genel Başkan Ayşenur Sevim, 2026 perspektifinden hareketle ülkenin küresel ölçekte “oyun değiştirici” bir शक्ति haline gelmesini hedefleyen projeleri kamuoyuyla paylaştı. “Yeniden Büyük Türkiye” vizyonunun yalnızca mevcut altyapıyı geliştirmekle sınırlı kalamayacağını vurgulayan Sevim, ekstrem ve fütüristik yatırımların zorunluluğuna dikkat çekti.
Parti tarafından açıklanan projelerin ilk ayağını enerji ve hammadde egemenliği oluşturuyor. “Derin Mavi” projesi kapsamında Karadeniz ve Doğu Akdeniz’de insansız deniz altı maden üsleri kurulması planlanıyor. Bu üslerde yalnızca doğal gaz değil, nadir toprak elementleri ve manganez nodüllerinin çıkarılması hedefleniyor. Uzmanlara göre bu hamle, Türkiye’yi batarya ve çip üretiminde kritik bir oyuncu haline getirebilir.
Bununla birlikte “Trans-Anadolu Güneş Koridoru” (TAGO) projesiyle, otoyol ve demiryollarının üzerinin şeffaf güneş panelleriyle kaplanması öngörülüyor. Bu sistemin hem enerji üretimi hem de elektrikli araçlara kablosuz şarj altyapısı sunması planlanıyor.

Lojistik ve ulaşım alanında ise “Kıtalararası Hyperloop” projesi dikkat çekiyor. İstanbul ile Bakü arasında kurulması planlanan vakumlu tünel hattı sayesinde ulaşım süresinin 45 dakikaya düşürülmesi hedefleniyor. Bu hattın, modern İpek Yolu’nun merkezini Türkiye’ye taşıyacağı ifade ediliyor.
Ayrıca Ege ve Akdeniz’de uluslararası sulara yakın noktalarda kurulacak “Otonom Yüzer Lojistik Adaları” ile küresel ticaretin önemli bir kısmının Türkiye üzerinden yönetilmesi amaçlanıyor.
Uzay ve ileri teknoloji alanında ise “Anadolu Uzay Limanı” vizyonu öne çıkıyor. Proje kapsamında, Türkiye’nin coğrafi dezavantajını aşmak için uluslararası sularda veya ekvatora yakın bölgelerde mobil fırlatma platformları kurulması planlanıyor.
Bunun yanı sıra “Ay Lojistik İstasyonu (ALİ)” ile düşük yörüngede yakıt ve parça ikmal istasyonları kurulması hedefleniyor. Bu girişimlerin, Türkiye’yi uzay ekonomisinde söz sahibi ülkeler arasına taşıması amaçlanıyor.
Çevre ve şehircilik alanında geliştirilen projeler arasında “81 İl / 81 Gıda Kulesi” yer alıyor. Her şehirde kurulacak dikey tarım kuleleriyle şehirlerin sebze-meyve ihtiyacının tamamen yerel olarak karşılanması planlanıyor.
Öte yandan “Tekno Kanal” projesiyle, Kanal İstanbul çevresinin karbon-negatif bir teknoloji üssüne dönüştürülmesi hedefleniyor. Bu bölgede 3D yazıcılarla inşa edilen ve geri dönüştürülmüş malzemelerden oluşan yapılar öngörülüyor.

Savunma ve dijital altyapı projeleri kapsamında “Kızıl Kubbe” konsepti tanıtıldı. Bu kapsamda geliştirilen “Kuantum Veri Kalesi (KOZA)” ile Türkiye’nin kritik verilerinin yer altındaki yüksek güvenlikli veri merkezlerinde saklanması planlanıyor.
Ayrıca “Görünmez Dijital Sınır (GDS)” sistemiyle, mikro drone sürüleri, yer altı sensörleri ve yapay zeka destekli izleme teknolojileriyle fiziksel sınırların ötesinde bir güvenlik hattı oluşturulması hedefleniyor.
Tüm bu projelerin hayata geçirilmesi için büyük ölçekli bir “Yapay Zeka ve Çip Seferberliği” gerektiğini belirten Sevim, Türkiye’nin 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nin bu hedeflerle örtüştüğünü ifade etti.
Açıklamasında vizyonlarının yalnızca siyasi bir program olmadığını belirten Ayşenur Sevim, şu ifadeleri kullandı:
“Biz Altay Tuna Partisi olarak siyasetin ötesinde bir medeniyet ufkunu temsil ediyoruz. Bu vizyon; Türk çağını, Turan ülküsünü ve Kızıl Elma idealini kapsayan yeni bir yükselişin temelidir.”
Partinin açıkladığı bu projeler, Türkiye’nin gelecekteki rolüne dair tartışmaları yeniden alevlendirirken; uzmanlar, projelerin hayata geçirilebilirliği, finansmanı ve uluslararası iş birlikleri boyutunun önümüzdeki süreçte daha fazla tartışılacağını belirtiyor.