BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI “MUSTAFA BOZBEY’İ” ALLAH MI ÇARPTI !

BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI “MUSTAFA BOZBEY’İ” ALLAH MI ÇARPTI !
Yayınlama: 10.04.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı avukat Cüneyt Bülent Şeker’den gündemi sarsan yazı…

Kimileri M. Bozbey’e siyasi bir operasyon yapıldığını, kimileri de bunun haklı-hukuki sebeplere dayandığını iddia ediyor, pekiyi hangisi doğru?

Bir hukukçu olarak bana bu soru sorulsa; “yargılama süreci tamamlanmadan kimsenin suçlu ilan edilemeyeceğini” söylerim, tabi ortada adil bir yargı süreci var ise…

Ancak bana eski bir siyasetçi ve yazar olarak düşüncemi sorarsanız “Her ikisinin birden olduğunu” söyleyebilirim.

Öncelikle bu derece önemli bir makamda bulunan, halkın ekseriyet ile sempati duyduğu, tanınmış bir kişi boş iddialar ile tutuklanmaz. (Türkiye de boş iddialar ile tutuklama yapılmaz demek istemiyorum, fakat bu “M. Bozbey” konumunda bir kişiye yapılmaz anlamında söylüyorum)

Ama yine de bu yapılanın siyasi bir operasyon olmadığı anlamına gelmez!

Bunun siyasi bir operasyon olduğunu bana düşündüren kafamdaki şu sorulara yanıt bulamamış olmam:

Birincisi; Hep CHP’li belediyeler mi yolsuzluk yapıyor? Diğer partili belediyeler sütten çıkmış ak kaşık mı?

İkincisi; M. Bozbey ile ilgili savcılık iddiaları eski dönemlere dayanıyor ve uzun zamandır da siyasi kulislerde hatta halk arasında konuşuluyordu… Pekiyi neden şimdi M. Bozbey’in üzerine gidiliyor?

Üçüncüsü; neden tutuklandı? Tutuklu yargılanmasının M.Bozbey’i Halkın gözünde mağdur hale getireceği biliniyordu.

Türk hukukunda tutuklanmadan “bir ceza değil, bir tedbir” olarak bahsedilir, ancak “hapsedilmek hapsedilmektir” ve hele bu kişi ünlü bir siyasetçi ise bu şüyuu vukuundan beter bir iştir. Ayrıca CHP’li siyasetçilerin açıklamalarına katılıyorum, M. Bozbey kaçacak birisi değildir, hem bu kadar ünlü birisi nereye kaçabilir ki, yurt dışına çıkış yasağı (onu yapmaz ama) yeterli bir tedbirdir. Bu yapılan (Kaç gün yatarsa yatsın) M. Bozbey’in mahkûm olmadığı bir suçtan dolayı peşinen cezalandırılmasıdır!

———————————————————-

Bozbey için iktidar ile en iyi anlaşan CHP’li belediye başkanı diyebilirim, bu soruşturmaya dâhil edilen müteahhitlerden de anlaşılıyor zaten.

Çok uyumluydu M. Bozbey, kimseyi küstürmedi, kimsenin ayağına basmadı, ayrıca ona bu operasyonu yapan güç gerçekten; “Hııı seni gidi seni, çabuk Ak Partiye geç, yoksa kulağını çekeriz…” dese, hele hele Faruk Çelik’i devreye soksaydı, (Biraz naz yapsa da) bence buna hayır diyecek bir adam da değildi M. Bozbey, zaten kaç kişi bunları yaşamayı göze alarak hayır diyebilirdi ki! O yüzden CHP’li siyasetçilerin; “Ak Partiye geçme teklifini ret ettiği için bunlar başına geldi” açıklamasına katılmıyorum, bence M. Bozbey’e ciddi bir teklif yapılmadı…

Diyelim ki bu operasyon ile M. Bozbey ile iyi ilişkileri olan (Ve Bursa da sevilen ve etkisi olan) Faruk Çelik (dolaylı olarak) yaralanmak, ikaz edilmek istendi, ama bu da tek başına yeterli bir amaç olamaz. (Bu operasyon ile Faruk Çelik’in önü de kesilmek istenmedi demek istemiyorum.)

Bozbey ise hizmet konusunda pekiyi olmasa da, insan ilişkileri konusunda çok başarılı bir siyasetçiydi. Başkanlığını yaptığı Nilüfer ilçesi ise Bursa’nın kaymak takımının oturduğu yeni bir ilçeydi, dolayısı ile yol ve alt yapı sorunu yoktu, deprem yönetmeliğine uygun yeni yapılardan oluşuyordu… Kısaca burada belediyecilik kolaydı.

Bursa Büyükşehir Belediyesi de geri kalan büyük çaplı hizmetleri hallediyordu zaten…

Ama M. Bozbey Bursa Büyük Şehir Belediye Başkanı olunca takke düştü ve M. Bozbey’in gerçek performansı göründü. M. Bozbey ise eski alışkanlıklarını devam ettirdi, bol bol konserler-eğlenceler tertip etti, hemşeri derneklerine mavi boncuk dağıttı, her tarafı heykellerle donattı, yani bildiği işi yaptı…

Ama bunlar (Coğrafi olarak da bazı sıkıntıları olan) Türkiye’nin 4. büyük şehri için yeterli değildi ve Bursa Halkı da (Eksi başkanlar ile kıyaslandığında) M. Bozbey’in bu yetersiz performansından, Bursa’nın muhafazakar yapısına uymayan bazı işlerinden, göreve getirdiği kişilerin başına buyruk bir şekilde esnafı itip kakmasından memnun kalmadı. Bence bu iş başına gelmeseydi M. Bozbey ikinci kez Bursa Büyük Şehir Belediye Başkanlığını ancak rüyasında görürdü...

Doğrusunu söylemek gerekir ise Nilüfer İlçesi Belediye Başkanıyken ben de M. Bozbey’i severdim, sıcak bir adamdı, size baktığı zaman gözlerinin içi gülerdi, babacan bir tavırla elinizi sıkar, hatta ortamına göre sarılırdı, naif ve pozitif bir adamdı, Nilüfer’e yeni taşınanlara elinde bir gül ile “hoş geldin” ziyaretine giderdi, yani kapı kapı dolaşırdı M. Bozbey. Birçok belediye başkanında rastladığımız kibir ve sahte nezaket onda yoktu, M. Bozbey her zaman halkın içinden biri oldu.

Aslında bizim Milletimiz belediye başkanlarının yolsuzluk yapmasını pek yadırgamaz, zaten yemeyen bir başkan olduğuna da inanmaz, “Başkan yiyor ama helal olsun hizmet de yapıyor…” modundadır, bal tutanın parmağını yalamasını normal kabul eder, yeter ki halk başkana rahatça ulaşabilsin, işi düştüğünde onunla ilgilenilsin ve birazcık da hizmet yapsın, mesela çöplerin toplamasını filan ihmal edilmesin.

Pekiyi M. Bozbey gibi bir siyasetçi zeytin ağacı gibi yaş almış yanlışları sebebi ile neden şimdi balta yedi? Bunun arka planındaki asıl gerçeğin gözlerden gizlendiğini düşünüyorum.

Son yıllarda bazı dış ve iç güçler o kadar düğmeye aynı anda bastı ki, artık Halk Ak Partinin temsil ettiği bu sistemden yılmış durumda ve artık Ak Partinin değişmesi gerektiğini düşünüyor. Ama muhalefete de güvenmiyor, CHP’nin yapısı ise Halkın % 70 ile siyasi olarak örtüşmüyor. Pekiyi bu güvensizliğe rağmen CHP nasıl iktidara gelebilir?

Elbette tepki oyları ile!

Bu operasyonlar, kayyım atamalar vs. Ak Partinin rakibi CHP’yi yıpratma operasyonu gibi görünse de, bence Türkiyeyi perde arkasından yöneten güçler CHP’yi “Tepki oyları” ile iktidara getirmek istiyor!

Bu size çok saçma mı geldi? O zaman şu soruların cevabını bir düşünelim;

Ak Parti kalesi olan Bursa Büyük Şehir Belediyesini M. Bozbey ve CHP’ye nasıl kaptırdı?

Bursa Halkının sevmediği Ak Partinin son Büyük Şehir Belediye Başkanı’nın (Bursa Ak Parti Teşkilatının “Bu siyaseten intihar olur, kendi elimizle başkanlığı CHP ye teslim etmiş oluruz” gibi uyarılarına rağmen) tekrar aday gösterilmesi sebebi ile oluşan tepki oyları ile!

Zaten R.T.Erdoğan da yargı tarafından mağdur edilmesinin ardından tepki oyları ile Başbakanlığa yürümemiş miydi?

Kısaca muhafazakâr Bursa halkı CHP’li bir belediye başkanı istediği için değil, Ak Partiye bir ders vermek istediği için M. Bozbey’e oy verdi! (Radikal bir CHP’liye yine oy vermezdi)

Çok şımardılar” diyordu taksici Hasan amca,  “Ceketimi koysam seçimi alırım zannediyorlar” diyordu bakkal Hüseyin efendi…

Bence Yargıya güvenmeyen, Ak Partinin yaptığı (veya onun hesabına yazılan) yanlışlardan da bıkmış durumda olan halk, siyasi operasyon yediğini düşündüğü M. Bozbey’i hapisten çıktığı zaman bir kahraman gibi bağrına basabilir (İmamoğlu içinde aynı şey geçerli), bizim Milletimiz her zaman mağdurun yanında olmuştur.

Böylece mağdur durumuna düşürülen, belediyelerine kayyım atanan CHP’nin; tepki oyları ile Ak Partiyi geçmesi ve (Anahtar) bir-iki Partinin de desteği ile iktidar koltuğuna oturması mümkün olabilir. Tabi eğer seçimler olursa ve seçim öncesi; Savaş, sıkıyönetim vs. gibi fevkalade bir hal zuhur etmez ise…

Netice olarak bu işin M. Bozbey’in başına gelmiş olmasının bence en önemli sebebi; Sadece Türkiye’nin 4. Büyük şehrinin CHP’li belediye başkanı olmasıydı!

———————————————

SONSUZLUK SIFATI SADECE HZ. ALLAH’A AİTTİR.  

Ben bir belanın başa gelmesinin maddi sebepleri olduğu gibi, manevi sebepleri olduğuna da inanırım.

Bence bu işin M.Bozbey’in başına gelmesini iki manevi sebebi var:

Birincisi; Bozbey’in “şakır şakır yağmur yağarken, içi su dolu Uludağ’ın kıyısındaki Bursa da su kesintileri yapması, DSÖ’nün istediği gibi aşı kampanyaları yürütmesi, yersiz-zamansız 5G reklamı yapması, küresel ısınma yalanına güzelleme yapması  …” gibi Yeni Global Dünya Düzenine göz kırpan, “Emrinizdeyim” mesajı veren icraatları. (Ki su kesintisi hariç AK Parti de bunları yapıyor.)

İkincisi; her resmi bayram-seyran öncesi Bursa’daki istisnasız bütün reklam panolarına “Atatürk sonsuzluktur, sen sonsuzluksun, sonsuzluğu senden öğrendik vs.” şeklinde Atatürk’ü Allah’a (C.C) ait sıfat ile öven afişleri astırması… Bence bunu yapmasaydı bu gün koyu muhafazakârdan-koyu CHP’lisine kadar herkes tam kadro M. Bozbey’in arkasında duvar olabilirdi…

Bilmeyenler için izah edeyim; İslam inancına göre insanları Hz. Allahtan ayıran iki tane sıfat vardır. Birincisi Halk etmek (Yoktan var etmek), ikincisi ise Bekâ (Sonsuzluk) sıfatıdır. Allah C.C. den başkasına sonsuzluk sıfatını atfetmek; onu Hz. Allah’a eş koşmaktır. Bu Hz. Allah’a karşı bir saygısızlıktır ve ona inanan kitap ehli insanları da rencide eder.

Bence bu Atatürk’e karşı da bir saygısızlıktır. Atatürk kendisine “Tanrısal sıfatlar” atfetmemiş, buna yeltenenleri de hoş görmemiş, kendisini bir devlet adamı- Reisi Cumhur olarak takdim etmiştir.

Bozbey Atatürk’ü bilbordlarda “Büyük komutan, Büyük Devlet Adamı, Kurucu Reisi-Cumhurumuz vs.” sıfatlar ile övseydi elbette böyle bir rahatsızlık oluşmazdı, hata bir iki tane de bu fasıldan afiş göze gelmeyebilirdi, “yazmıştır densizin biri, başkanın her şeyi kontrol etmesi mümkün değil” denebilirdi, ama Bursa ve ilçelerindeki bütün bilbordlara (sadece) Atatürk’e sonsuzluk sıfatı ile öven afişler asıyorsanız, bunu da her bayram-seyranda istisnasız tekrarlıyorsanız, bunda bir amaç, altında bir mesaj aranır. Ki Halk da bu mesajı almıştı, eski CHP uyanıyordu, CHP aslında hiç değişmemişti, sadece yerine yerleşinceye kadar maslahatı idare ediyordu.

Ki bu konu Türkiye çapında konuşulur olmuştu, başka illerdeki arkadaşlarım bile bu afişlerden bahsediyordu, ama halk arasında fısıltı ile konuşulmasına rağmen konu Atatürk olunca (yargı tarafından) yanlış anlaşılırım korkusu ile (Benim gibi bir-iki kişi hariç) konu sosyal medyada dillendiremedi.

Bir gazeteci arkadaşımla gezerken ona afişleri gösterip “Bu ne iş, Bozbey Bursa halkının hassasiyetlerini bilmeyen birisi değil, nasıl yaptı bunu…” diye sormuştum, o da; “Başkan zor durumda, açıkları var…” demişti, yani benim anladığım Türkiye de etkin olan o güce “Ben sizinleyim, beni kollayın” mesajıydı bu…

Aslında bir CHP belediyesinin Atatürk’ü ön plana çıkartması beklenmeyen bir şey değildir, CHP Atatürk’ü merkeze aldığı bir siyaset yapıyor, ama her şeyin bir yeri, usulü ve sınırı olmalıdır. Bence Atatürk’ün izinden gittiğini iddia eden bir belediye başkanı bunu Atatürk gibi yol-fabrika vs. hizmetler yaparak kanıtlamalıdır. Yoksa boş bulduğu her meydana (O yerin koşullarına da aldırış etmeden) Atatürk heykeli dikmek, Atatürk’ü halkın inançlarını rencide edecek şekilde aşırı ululaştırmak, ona Tanrısal sıfatlar atfetmek, bence Atatürk’ün izinden gitmek değil, Atatürk’ü; yaptığı yanlışların ve yetersizliğinin perdesi olarak kullanmaktır. Sonuç olarak M. Bozbey’in başına bu gelenlerin bence manevi sebebi;

Su kesintileri sebebi ile çamaşırı-bulaşığı yarıda kalan teyzelerin bedduası ve M. Bozbey’in astığı bu afişlerin Gayretullah’a dokunması olabilir.

Av. Cüneyt Bülent Şeker

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.