“Bozbey’in Tutuklanması Demokrasi Tartışmalarını Alevlendirdi”

“Bozbey’in Tutuklanması Demokrasi Tartışmalarını Alevlendirdi”
Yayınlama: 08.04.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Grubu Köşe Yazarı Ahmet Koçak’tan Çarpıcı Değerlendirme: “Bozbey’in Tutuklanması Demokrasi Tartışmalarını Alevlendirdi”

Bursa Vatan Medya Grubu köşe yazarı Ahmet Koçak, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey hakkında gündeme gelen tutuklama kararı üzerine dikkat çeken bir değerlendirme kaleme aldı. Koçak, hem Bursa’nın yerel siyasi geçmişine hem de Türkiye’de demokrasinin işleyişine dair kapsamlı yorumlarda bulundu.


“Yüzde 48 Oyla Seçildi, Eski Dönemden Tutuklandı”

Koçak yazısında, yaklaşık yüzde 48 oy alarak Cumhuriyet Halk Partisi’nden Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Mustafa Bozbey’in tutuklanmasının kamuoyunda geniş yankı uyandırdığını belirtti. Tutuklamanın, Bozbey’in belediye başkanlığı yaptığı son iki yıllık dönemden değil, yaklaşık yedi yıl önceki Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin olduğu bilgisinin basına yansıdığını aktardı.

Bozbey’in adaylık sürecinde Yüksek Seçim Kurulu’na gerekli belgeleri sunduğunu ve bu sayede aday olabildiğini hatırlatan Koçak, geçmiş davaların durumu ve yargılama süreçlerine ilişkin belirsizliklerin kamuoyunda soru işaretleri oluşturduğunu ifade etti.


“47 Yıl Sonra Gelen Başarı Bursa’da Tartışmalı Sonuç Doğurdu”

Koçak, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Bursa’da 47 yıl aradan sonra önemli bir seçim başarısı elde ettiğini vurgulayarak, bu başarının beklenen olumlu sonuçları doğurmadığını savundu.

Bursa’daki yerel seçimleri 1997 yılından bu yana yakından takip ettiğini belirten yazar, geçmiş dönemlere dair şu hatırlatmalarda bulundu:

  • 1999 seçimlerinde Demokratik Sol Parti’den Erdoğan Bilenser’in büyükşehir belediye başkanı seçildiğini,
  • Bilenser’in kente raylı sistemi kazandırarak önemli bir başarıya imza attığını,
  • Aynı dönemde ilçe belediyelerinde de DSP’li isimlerin görev aldığını ifade etti.

Koçak, Nilüfer’de uzun yıllar görev yapan Mustafa Bozbey’in ise bu süreçte öne çıkan tek isim olduğunu belirterek, Bozbey’in 20 yıl boyunca ilçeyi planlı bir kent haline getirdiğini vurguladı.


“Siyaset Türkiye’de Hâlâ Riskli Bir Alan”

Yazısında Türkiye’de demokrasinin gelişim sürecine de değinen Koçak, siyasetin tarihsel olarak riskler barındırdığına dikkat çekti. Türkiye’de geçmişte yaşanan askeri darbeler, siyasi yargılamalar ve idamların siyaset üzerindeki etkilerine değinen yazar, bu durumun nitelikli gençlerin siyasetten uzak durmasına neden olduğunu savundu.

Koçak, “Neden en başarılı öğrenciler ülkeyi yönetmez?” sorusunun cevabının da bu tarihsel süreçte aranması gerektiğini ifade etti.


Seçim Süreci ve Bozbey’in Çalışma Performansı

Koçak, Mustafa Bozbey’in seçim sürecindeki performansına da geniş yer verdi. İlk seçimde az farkla kaybetmesine rağmen siyaseti bırakmadığını belirten yazar, Bozbey’in sahada aktif bir çalışma yürüttüğünü ve toplumun farklı kesimleriyle birebir temas kurduğunu anlattı.

Seçim kampanyası sürecinde Bozbey ile birkaç kez karşılaştığını ifade eden Koçak, bu yoğun çalışmanın 31 Mart seçimlerinde başarıya dönüştüğünü kaydetti.


“Seçimden Sonra Değişen Tablo”

Koçak’ın yazısında dikkat çeken bir diğer bölüm ise seçim sonrası yaşanan değişime ilişkin gözlemleri oldu. Seçim sürecinde halkın ayağına giden bir adayın, seçildikten sonra makamında yoğun bir protokol trafiğiyle karşılandığını aktaran yazar, bu durumu eleştirel bir dille değerlendirdi.

Kendisinin de tebrik için belediyeye gittiğini belirten Koçak, makam katında yaşanan yoğunluk ve protokol düzeninin dikkat çekici olduğunu ifade etti.


Gözaltı ve Tutuklama Süreci

Koçak, yazısının devamında Bozbey’in bir sabah ailesiyle birlikte evinden gözaltına alındığını, dört gün süren sorgulamanın ardından tutuklanarak cezaevine gönderildiğini aktardı. Yerine geçici kayyım atandığı ve kısa süre içinde belediye meclisinde başkan vekili seçimi yapılacağının basına yansıdığını belirtti.

Belediye meclis çoğunluğunun Cumhur İttifakı’nda olduğu iddialarına da değinen Koçak, bu durumun siyasi sonuçlarına dikkat çekti.


“Halkın İradesi Tartışma Konusu”

Koçak, yaşanan süreci halk iradesi açısından sorgulayarak şu değerlendirmede bulundu:

Seçilmiş bir belediye başkanının, geçmiş bir davadan dolayı görev süresi içinde tutuklanmasının, seçmen iradesini tartışmalı hale getirdiğini belirten yazar; benzer durumlarda yargı süreçlerinin tutuksuz devam etmesinin daha doğru olabileceğini savundu.


“Siyaset Hem Fırsat Hem Risk Barındırıyor”

Yazısını genel bir değerlendirme ile tamamlayan Koçak, Türkiye’de siyasetin hem fırsatlar hem de ciddi riskler barındırdığını ifade etti. Gelişmiş demokrasilerde benzer krizlerin daha az yaşandığını belirten yazar, Türkiye’de de siyaset kurumunun daha istikrarlı ve öngörülebilir bir yapıya kavuşması gerektiğini dile getirdi.

Koçak, değerlendirmesini şu ifadelerle noktaladı:

“Siyaset yolu çiçeklerle döşeli olduğu gibi tehlikelerle de doludur. Keşke gelişmiş demokrasilerde olduğu gibi bu yolda dikenler olmasa ve bu tür manzaralarla karşılaşmasak.”

SİYASET TEHLİKELİ Mİ?
Yüzde kırk sekize yakın oyla CHP’ den Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na seçilen Mustafa BOZBEY tutuklandı. İki yıl süren Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden değil, yedi yıl önce Nilüfer Belediye Başkanlığı döneminden tutuklandığı basında yer aldı. Seçim kuruluna aday olurken temiz kâğıdı vermiştir ki aday olabilmiş. Devam eden davaları var mıydı, yargılama sonucunda aklanmış mıydı, bilemiyorum.
Kırk yedi yıl sonra CHP bir başarı gösterdi. Başarmak bazen iyi sonuçlar vermeyebilir. Bursa’da vermedi.
Bursa’ya 1997 yılında taşındığımdan beri yerel seçimleri izlerim. Erdem Saker’den sonra DSP’den Erdoğan Bilenser (1999-2004) Büyükşehir belediye başkanı seçildi. Erdoğan Bey’in Bursa’ya yer altından raylı sistem getirmesi onun ne kadar başarılı olduğunu göstermeye yeter de artar. Sonraki seçimlerde aday olmadı. Zirvedeyken siyaseti bıraktı.
Aynı dönmede Bursa merkez ilçelerinde de DSP’li belediye başkanları seçildi. Bunlar; Nilüfer Mustafa Bozbey, Osmangazi Hilmi Şensoy, Yıldırım Ramazan Altınöz’dü. Ramazan Bey de Hilmi Bey de ilçelerine pek çok eser kazandırdılar. Sonraki seçimde kaybettiler. Çok çalışmak da ülkemizde pek işe yaramaz. DSP iktidardaydı kazandılar. İktidardan düşünce kaybettiler. Halk yerel seçimlerde oyunu genellikle iktidardaki parti adayına verir. İçlerinden tek Mustafa Bozbey devam etti. Yirmi yıl Nilüfer’i yönetti. Sıfırdan Dünya’nın en planlı, en düzenli kentini kurdu.
Ülkemiz her yönden gelişmekte olan ülke konumundan bir türlü kurtulamıyor. Demokrasimiz de aynı; bir türlü gelişmiş ülkeler seviyesine çıkamıyor. Bizim gibi geri ve gelişmekte olan ülkelerde siyaset tehlikelerle doludur. Bu tehlike Demokrat Parti genel başkanı ve bakanlarının idamla cezalandırılması ile başladı. Devamında solda liderlik özellikleri olan, kalabalıkları peşinden sürükleyen üniversiteli gençlerin idamla, silahlı çatışmalarla yok edilmesi geldi. 12 Eylül darbesinde ilk içeri atılanların siyasi liderler olması; ilerde lider olma olasılığı yüksek gençlerin idam edilmesi ve işkencelerden geçirilerek pasif ize edilmesi gibi örnekler siyaset yolunun hiç de çiçeklerle döşeli olmadığını, tehlikelerle dolu olduğunu göstermeye yeter de artar bile.
“Neden bizi üniversite sınavlarında ilk yüze giren, en güzel üniversitelerde okuyan gençler yönetmez de vasat eğitimden geçenler yönetir?” diye soranlar oluyor. Yüz yıllık demokrasimizde son yıllarda yaşadıklarımızı görünce zeki gençlerin neden siyasetten uzak durduklarını anlaşılır.
Mustafa Beyi Nilüfer Belediye başkanlığında basından, Büyükşehir adaylığında yakından izledim. İlk seçimi az bir farkla kaybetti. Kaybedenler genellikle çekilir. O çekilmedi, ikinci kez aday olup olmayacağı belli değilken yine azimle çalışmaya devam etti. Çarşılarda esnaf, pazarlarda pazarcı, köylerde köylü, kasabalarda kasabalı ile karşılaştı; kendini, neler yapacağını anlattı. Zaten Bursa halkının tanıdığı bir insandı. Nilüfer gibi bir eseri ortadaydı.
Onunla Bursa’nın her yerinde karşılaşmak olasıydı. Adeta her yerdeydi. Seçim çalışmaları sırasında kendisiyle birkaç kez ben de karşılaştım. Başarılar diledim. Herkesin desteğini istiyordu ve ayağımıza geliyordu. Çalışmasının karşılığını 31 Mart seçimlerini kazanarak aldı. Kendisi, çevresi ile CHP’liler bu başarıyı sevinçle karşıladılar. Kırk yedi yıl sonra gelen başarıyı kırk gün kırk gece kutladılar. Makamında kutlamaya gelenler bir yıl devam etti.
Bozbey’i ve partisini cini kadar sevmediğini bildiğim insanların hemen kutlamaya koştuklarına, övgüler dizdiklerine tanık oldum. Sevmediğin bir partinin başarısını coşkuyla kutlamak, övgüler dizmek ne kadar doğrudur bilemiyorum.
Ben de kutlamak için gittim. Erken gidip beklemeye başladık. Makam katının bekleme salonunda beklerken katta bir hareketlilik, bir telaş başladı. Telefonlar kulaklarda, coşku sözlerde;
“Başkan bey binaya giriş yapmış!”
“Şimdi asansördeymiş.”
“Çabuk karşılamak için hazırlanın.”
“İşte başkanımız teşrif buyurdular.”
“Başkan bey odasına girdi. Konuklarını kabul etmeye başladı.”
“Birazdan sizi kabul buyuracaklar”
Yaşadıklarım, duyduklarım, gördüklerim karşısında yine çok şaşkındım.
Daha dün seçilmek için vatandaşın ayağına giden, oy isteyen aday seçilince her şey değişmiş, ayağına gelmişiz; görüşebilmek, bir hayırlı olsun demek için saatlerce beklemişiz. Böyle şeyleri yaşamım boyunca yaşamadığımdan olsa gerek olanı biteni şaşkınlıkla izlemiştim.
Yine bir 31 Mart sabahı Bozbey ailesiyle birlikte evinden gözaltına alındı. Dört gün sorgulama sonunda tutuklanıp ceza evine gönderildi. Yerine geçici kayyım atandığını basın yazdı. Birkaç güne kadar başkan vekili seçimi yapılacakmış. Meclis üyelerinin çoğunluğu Cumhur İttifakında olduğu için onlardan biri koltuğa oturacak deniyor.
Bu, çalışıp çabalayıp cumhurbaşkanlığını kazanan adayın bir süre sonra eski bir davadan tutuklanması yerine rakip adayın mahkeme eliyle atanmasıyla aynı şey değil midir? Milletvekilleri gibi belediye başkanlarının da (varsa) davaları tutuksuz devam etse, dönem bitiminde gereken yapılsa daha doğru olmaz mı? Böylece halkın verdiği oylar boşa gitmemiş olur.
Siyaset yolu çiçeklerle döşeli olduğu gibi tehlikelerle de doludur. Zaten o tehlikeleri göze alabilenler siyasete giriyor. Keşke gelişmiş demokrasilerde olduğu gibi siyaset yollarında dikenler olmasa, böyle manzaralarla hiç karşılaşmasak.
Ahmet KOÇAK

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.