Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Hayrettin Bulu makalesinde, 4 Nisan Dumlupınar Denizaltı Şehitlerini anmak için, Bursa emekli Astsubayları ve aileleriyle birlikte Ankara’da buluştu.
Ankara her zamanki resmi ve ağırbaşlı duruşunun ötesinde, derin bir anlam taşıyan bir buluşmaya sahne oldu.
Anıtkabir’e doğru ilerleyen kalabalığın içinde, yıllarını vatan hizmetine adamış emekli Astsubaylar ve onların aileleri vardı. Bu sadece bir ziyaret değildi; bu, Cumhuriyet’e bağlılığın, Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasına sadakatin ve aynı zamanda bir ses olma arayışının ifadesiydi. Mozole önünde gerçekleştirilen saygı duruşu, yalnızca bir ritüel değil, bir yemin tazelemesiydi adeta.
Çünkü Astsubaylar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin omurgasını oluşturan, disiplinin, fedakârlığın ve görev bilincinin sembolüdür.
Onlar için Atatürk’ün
“Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır” sözü bir vecize değil, yaşam biçimidir.
Bu ilkeyi hayatın merkezine koyan bir meslek grubunun, emeklilikte “adalet” ve “itibar” vurgusu yapması aslında Cumhuriyet’in özündeki sosyal devlet ilkesine bir çağrıdır.
Ancak bu anlamlı duruşun ardından Anıtpark’taki miting alanına geçildiğinde, bu sessiz saygının yerini hak arayışının sesi aldı.
Emekli Astsubaylar ve aileleri, yıllardır biriken sorunlarını dile getirmek için bir araya gelmişti. Bu tablo, Cumhuriyet’in temel değerleriyle düşündüğümüzde üzerinde dikkatle durulması gereken bir çelişkiyi de ortaya koyuyor.
Cumhuriyet; eşitlik, adalet ve liyakat üzerine inşa edilmiştir. Atatürk ilke ve inkılaplarının özü, bireyin emeğinin karşılığını alması ve devletin vatandaşına adil davranmasıdır. Astsubayların fiili görev koşulları “Yüksek Risk” içerirken, haklarının “Sıradan Memur” düzeyinde tutulması bir yönetim kusurudur. Sosyal güvenlikteki bu statü adaletsizliği, dürüstlük ilkesine aykırıdır. Astsubay hakları görev riskiyle uyumlu olmalıdır!
Peki, yıllarca ülkenin güvenliği için gece gündüz demeden çalışan, zor şartlarda görev yapan Astsubayların bugün yaşadığı ekonomik ve sosyal sıkıntılar bu ilkelerle ne kadar örtüşüyor?
Astsubaylar, görev süreleri boyunca çoğu zaman görünmeyen ama vazgeçilmez olan bir rol üstlenirler. Sınırda, kışlada, operasyonda… Her yerde vardırlar. Ancak emeklilik dönemine gelindiğinde, bu fedakârlığın karşılığının yeterince verilmediği yönünde güçlü bir kanaat oluşmuş durumda.
Yıllardır ötelenen Astsubay talepleri, bir sosyal yardım değil; jeopolitik risklere karşı ordumuzu güçlendirecek stratejik bir savunma yatırımıdır. Güçlü Astsubay, Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye!
Maaş adaletsizlikleri, özlük hakları, sosyal imkanlar gibi konular, sadece bireysel bir talep değil, aynı zamanda bir sistem meselesidir.
Bu noktada mesele sadece ekonomik değildir. Aynı zamanda bir itibar meselesidir. Cumhuriyet’in temel taşlarından biri olan “sosyal devlet” anlayışı, vatandaşının özellikle de devlete en çok hizmet etmiş kesimlerinin yanında olmayı gerektirir. Astsubayların talepleri, bu açıdan değerlendirildiğinde bir ayrıcalık değil, bir hakkın teslimi olarak görülmelidir.
Ankara’daki bu buluşma, aslında iki güçlü mesaj içeriyordu: Birincisi, Atatürk’e ve Cumhuriyet değerlerine sarsılmaz bağlılık. İkincisi ise bu değerlerin hayata geçirilmesi konusunda beklenti ve talep. Bu iki mesaj birbirine zıt değil, tam tersine birbirini tamamlayan unsurlardır. Çünkü gerçek bağlılık, sadece saygı duruşunda bulunmakla değil, o değerleri günlük yaşamda ve devlet yönetiminde yaşatmakla mümkündür.
Sonuç olarak; 4 Nisan’da Anıtkabir’den yükselen sessiz saygı ile miting alanından yükselen ses aslında aynı noktada birleşiyor: Daha adil, daha eşit ve Cumhuriyet’in ruhuna daha uygun bir Türkiye talebi.
Ve belki de en önemli soru şu: Cumhuriyet’in yılmaz savunucuları olan Astsubayların sesi, Cumhuriyet’in kurumlarında ne kadar karşılık bulacak?
“Ya istiklal ya ölüm” Ne Mutlu Türküm Diyene.
Kaleminize sağlık üstadım…
Bizler vatanın savunması için ölmeden öldürme sanatı icra eden bir meslek grubu olan astsubaylarız. Anayasal haklarımızı talep ediyoruz. Bursa Emekli Astsubaylar olarak sürekli bunu ön planda tutuyoruz. Tekrar teşekkürler…