LİYAKAT TOPRAĞA DEĞDİĞİNDE: TARIMIN GELECEĞİ KİMİN ELİNDE ŞEKİLLENECEK?
BURSA VATAN MEDYA GURUBU KÖŞE VE ARAŞTIRMACI GAZETECİ YAZAR HASAN MESUT EKMEN’İN KALEMİNDEN
Bir ülkenin kaderi, çoğu zaman kimin yönettiğinden çok, nasıl yönettiğiyle ilgilidir. İşte bu noktada karşımıza tek bir kavram çıkar: liyakat. Liyakat; ehil olanın iş başına gelmesi, bilgisi, tecrübesi ve vicdanıyla görevini hakkıyla yerine getirmesidir. Liyakat varsa güven vardır, üretim vardır, bereket vardır. Liyakat yoksa ise ne toprağın verimi kalır ne de milletin umudu… Bugün Türkiye’nin en stratejik alanlarından biri hiç şüphesiz tarım ve hayvancılıktır.
Çünkü bu alan, sadece ekonomik bir faaliyet değil; aynı zamanda bir milletin bağımsızlığının teminatıdır. Toprağını işleyemeyen bir ülke, geleceğini de başkalarının ellerine teslim eder. İşte tam da bu noktada, kamuoyunda sıkça dillendirilen bir isim dikkat çekiyor: Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu… Nasıroğlu ailesi, sıradan bir geçmişin değil; toprakla yoğrulmuş, alın teriyle büyümüş, üretimle şekillenmiş köklü bir geleneğin temsilcisidir. Gelirlerinin önemli bir kısmını tarımdan elde eden, toprağın dilini bilen, hangi mevsimde neyin ekileceğini, hangi ürünün nasıl yetişeceğini yaşayarak öğrenmiş bir anlayıştan söz ediyoruz.
Bu öyle bir anlayış ki… Toprağın kokusunu bilir. Yağmurun ne zaman bereket, ne zaman risk getireceğini hisseder. Çiftçinin derdini masa başında değil, tarlanın ortasında anlar. Ferhat Nasıroğlu da işte böyle bir mirasın temsilcisidir. Rahmetli Hacı Necat Nasıroğlu’nun bıraktığı en büyük miras; sadece ekonomik güç değil, üretim ahlakı, çalışma disiplini ve toprağa olan sadakattir. Bu miras, bugün hem tarımda hem de sanayide büyüyerek yoluna devam etmektedir. Nasıroğlu’nun hayatına baktığımızda yalnızca bir siyasetçi değil; aynı zamanda bir üretici, bir sanayici ve bir mühendis görürüz. İnşaat mühendisliğiyle şekillenen teknik bilgisi, sahadaki tecrübesiyle birleşmiş; sanayi alanında hayata geçirdiği projelerle ülke ekonomisine ciddi katkılar sunmuştur.

Ancak onu farklı kılan en önemli unsur şudur: Topraktan kopmamış olmasıdır. Bugün kamuoyuna sorulan “Ferhat Nasıroğlu Tarım ve Orman Bakanı olsa ne olur?” sorusuna verilen cevaplar aslında çok şey anlatıyor: Tarımda üretim artar… Çiftçi rahatlar… Maliyetler düşer… Teknoloji ve bilinçli üretim yaygınlaşır… Ve en önemlisi, tarım yeniden hak ettiği değeri görür… Çünkü o, bu işi sadece bilen değil; yaşamış bir isimdir. Tarım artık eski yöntemlerle yürütülebilecek bir alan değildir. Dünya değişiyor, iklim değişiyor, maliyetler artıyor. Bu yüzden tarımda başarı; sadece gelenekle değil, teknoloji, eğitim ve doğru planlama ile mümkündür.
İşte liyakat tam da burada devreye girer. Ferhat Nasıroğlu’nun hem çiftçilikten gelen altyapısı, hem mühendislik bilgisi, hem de sanayi tecrübesi; onu bu alanda çok yönlü ve donanımlı bir isim haline getirmektedir. Adeta “on parmağında on marifet” denilecek bir birikime sahiptir. Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; toprağı tanıyan, üreticiyi anlayan, maliyeti hesaplayan, teknolojiyi bilen ve en önemlisi milletin derdini dert edinen liyakatli kadrolardır. Çünkü tarım sadece ekmek değildir… Tarım, vatandır. Tarım, gelecektir. Tarım, bağımsızlıktır. Ve bu kutsal alanın yönetimi, ancak ehil ellerde anlam bulur.
Kamuoyunda oluşan güçlü kanaat de gösteriyor ki; Tarım ve Orman Bakanlığı gibi kritik bir görev için liyakat, tecrübe ve üretim geçmişiyle öne çıkan isimlerden biri Ferhat Nasıroğlu’dur. Elbette karar merci bellidir. Ancak milletin vicdanında oluşan bu değerlendirme, görmezden gelinecek bir ses değildir. Çünkü bu ses; tarladan yükselen bir sestir… çiftçinin umududur… ve toprağın kendisidir… Unutulmamalıdır ki; Toprağa dokunan eller, ülkenin geleceğini şekillendirir.