Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;
Bugün, zamanın akışı içinde sıradan bir gün olmaktan çıkıp anlamın ve simgenin yoğunlaştığı bir gün. 21 Mart, doğanın dengesiyle, insanlığın umuduyla ve ruhun sesiyle buluştuğu üç ayrı kapıyı aynı anda araladığı bir gün.
Bugün, gecenin gündüze eşitlendiği gün…Karanlık ile aydınlığın, eksilmek ile çoğalmanın, susmak ile konuşmanın tam ortasında bir denge noktası. Sanki doğa bize fısıldar: “Hiçbir şey sonsuza dek sürmez.” Ne karanlık kalıcıdır ne de aydınlık… Ama her ikisinin de varlığı, yaşamı anlamlı kılar. Bu eşitlik, yalnızca gökyüzünün değil, insanın iç dünyasının da aradığı bir uyumdur.
Bugün, baharın gelişini muştulayan Nevruz Bayramı…
Toprağın uykusundan uyanışı, filizlerin sessiz ama kararlı yürüyüşü… Kışın yorgunluğunu üzerinden atan doğa, yeniden başlama cesaretini anımsatır bize. Nevruz, salt bir mevsim dönüşü değildir; küllerinden doğan bir umudun adıdır. Her şeye karşın yeniden yeşerebilmenin, yeniden inanabilmenin bayramıdır. İnsan da doğa gibi, en sert kışlardan sonra bile içinde bir bahar taşıdığının ayırdına varır bugün.
Ve bugün, Dünya Şiir Günü…
Sözün sıradanlıktan kurtulup kanatlandığı, duygunun dile en en yalın, en duru döküldüğü gün. Şiir, insanın kendine en çok yaklaştığı aynadır. Belki de bu yüzden 21 Mart’ta anılır: Çünkü şiir de tıpkı bahar gibi içimizde saklı olanı uyandırır. Bir dize, bir tomurcuk gibi çatlar kalbimizde. Bir sözcük, karanlıkla aydınlık arasında kurulan köprü olur.
21 Mart; doğanın dengesi, yaşamın yenilenişi ve ruhun filizlenişi gibi üç ayrı anlamı tek bir günde buluşturur. Bir yanda geceyle gündüzün eşitliği, diğer yanda toprağın uyanışı, öte yanda insanın kendini anlatma gereksinimi….
21 Mart, bu yüzden sadece takvimde bir gün değil;
bir anımsayıştır: Dengede kalmayı, yeniden başlamayı,
duygularımızı söylemekten korkmamayı…
Çünkü insan, en çok dengeyi kurabildiğinde, umut edebildiğinde ve kendini anlatabildiğinde “yaşar.”
Bahar tazeliğinde ve şiir tadında günleriniz olsun.