Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, 18 Mart 2026 tarihinde düzenlediği basın toplantısında ABD’nin Ortadoğu politikalarına ilişkin son derece sert ve çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi sıfatıyla da konuşan Bekin, özellikle ABD’nin İran eksenli hamlelerini hedef alarak, “Trump yönetimi İran sendromuyla güç kaybetmeye devam ediyor” ifadeleriyle dikkat çekti.
Bekin, konuşmasında ABD’nin Ortadoğu’daki müdahaleci çizgisinin tarihsel arka planına işaret ederek, Eisenhower Doktrini’nin bölgedeki tüm krizlerin ana omurgasını oluşturduğunu vurguladı. 1957 yılında ABD Kongresi tarafından dönemin Başkanı Dwight D. Eisenhower’a verilen yetkilerle şekillenen bu doktrinin, ABD’yi Ortadoğu’da doğrudan müdahil ve belirleyici aktör haline getirdiğini belirten Bekin, o günden bugüne uzanan sürecin “sürekli istikrarsızlık ve çatışma üretmekten başka bir sonuç doğurmadığını” ifade etti.
“Aynı Senaryo, Aynı Kaos Planı”
Bekin, İsrail’in ABD desteğiyle geçmişte gerçekleştirdiği askeri operasyonlarla bugün yaşanan gelişmeler arasında doğrudan benzerlik kurarak, özellikle 1982’deki Celile’ye Barış Operasyonu üzerinden güncel gelişmeleri değerlendirdi. Bugün Lübnan’ın güneyine yönelik “sınırlı ve hedefli kara operasyonu” olarak sunulan girişimlerin, aslında aynı müdahaleci zihniyetin devamı olduğunu belirten Bekin, bunun bölgeyi yeniden kaosa sürüklediğini söyledi.
“Petro-Politik Kuşatma: Hedef Çin, Bedel Ortadoğu”
ABD’nin küresel ölçekte yürüttüğü enerji ve ekonomi merkezli stratejilere de değinen Bekin, Donald Trump yönetiminin özellikle Çin’e karşı geliştirdiği “petro-politik” baskı araçlarını Ortadoğu üzerinden tahkim etmeye çalıştığını ifade etti. Venezuela örneğinde nispeten hızlı sonuç alan bu yaklaşımın, İran söz konusu olduğunda aynı kolaylıkla işlemeyeceğini belirten Bekin, şu sert değerlendirmeyi yaptı:
“Trump yönetimi, enerji kaynaklarını kontrol altına alarak bunu Çin’e karşı bir baskı aracına dönüştürme hevesiyle hareket etmektedir. Ancak İran gibi derin jeopolitik ve askeri kapasiteye sahip bir ülkeye karşı aynı yöntemi uygulamak, bölgeyi ateşe atmaktan başka bir sonuç doğurmaz.”
“İran Gerekçesi İnandırıcılıktan Uzak”
Bekin, ABD’nin İran’a yönelik saldırgan politikalarını meşrulaştırmak için öne sürdüğü nükleer silah iddialarının da uluslararası zeminde karşılık bulmadığını ifade etti. Bu noktada, 11 Eylül Saldırıları sonrasında Irak’ın “kitle imha silahları” gerekçesiyle işgal edilmesini hatırlatan Bekin, o dönemde ortaya atılan iddiaların asılsız çıktığını vurguladı.
“Dün Irak’ta olmayan silahlar üzerinden işgal meşrulaştırıldı. Bugün de İran üzerinden benzer bir algı operasyonu yürütülüyor. Bu, uluslararası hukuku hiçe sayan bir dayatmadır” diyen Bekin, Donald Trump’ın “İran saldırmasaydı biz saldıracaktık” minvalindeki söylemlerini ise “gerçeklikten kopuk, ideolojik bir körlük” olarak nitelendirdi.
“NATO’yu Dahil Etme Çabası Duvara Tosladı”
Bekin, ABD’nin sürece NATO’yu dahil etme girişimlerinin de başarısız olduğunu belirtti. NATO üyesi ülkelerin büyük bölümünün, ortada ABD’ye yönelik doğrudan bir saldırı bulunmadığı gerekçesiyle bu çağrıya mesafeli yaklaştığını ifade eden Bekin, bunun Washington yönetiminin uluslararası alanda yalnızlaştığının açık göstergesi olduğunu söyledi.
“Bölgeyi Ateşe Atan Politika Geri Tepecek”
Bekin, açıklamasının en sert bölümünde ABD ve müttefiklerinin izlediği çizgiyi “yayılmacı ve yıkıcı” olarak tanımlayarak, bu politikaların sadece İran’ı değil tüm Ortadoğu’yu hedef aldığını dile getirdi:
“Bugün izlenen bu saldırgan politika; istikrar değil kaos üretmektedir. Diplomasi yerine silahı tercih eden bir anlayışın kazananı olmaz. Bu yaklaşım, eninde sonunda kendi mimarlarını da zayıflatacak ve küresel güç dengesinde ciddi kırılmalara yol açacaktır.”
Yeniden Refah Partili Bekin’in açıklamaları, ABD’nin İran merkezli politikalarına yönelik en sert siyasi eleştirilerden biri olarak kayıtlara geçerken, Ortadoğu’da gerilimin daha da tırmanabileceğine yönelik endişeleri de beraberinde getirdi.