İMAR YASASINA TAKILANLAR DERNEĞİ’NDEN 8 MART MESAJI: “GÜÇLÜ KADIN, GÜÇLÜ AİLE, GÜÇLÜ TOPLUM”
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların emeğini, fedakârlığını ve toplumun temel direği olduğunu hatırladığımız özel bir gündür. Çünkü bir evin duvarlarıyla değil, o evin içindeki sevgi, emek ve sabırla ayakta durduğunu hepimiz biliriz. Bu sevginin taşıyıcısı, çoğu zaman kadınlardır. Halk arasında sıkça söylenen “Yuvayı kadın yapar” sözü, aslında toplumun en büyük gerçeğini anlatır.
Bir anne, bir eş, bir evlat olarak kadın; evin düzenini kurar, çocukların geleceğini inşa eder, aileyi bir arada tutar. Bu görünmeyen ama en güçlü bağdır. Bu nedenle bir evin yıkılması yalnızca duvarların yıkılması değil, bir kadının emekle kurduğu düzenin, bir ailenin umutlarının ve çocukların güven duygusunun sarsılması anlamına gelir.
2025 “Aile Yılı”nın Anlamı: Aileyi Korumak
2025 yılının “Aile Yılı” olarak ilan edilmesi, aile kurumunun korunmasının önemine dikkat çekmektedir. Ancak bugün, ülkemizde binlerce aile, özellikle imar mevzuatındaki sorunlar ve yapı kayıt mağduriyeti nedeniyle ciddi bir belirsizlik ve korku içinde yaşamaktadır. Geçmişteki plan eksiklikleri ve uygulama hataları yüzünden birçok yapı, “ruhsatsız” veya “kayıt dışı” olarak görülmektedir. Bu evler, genellikle lüks veya rant amacı güdülerek yapılmamış; aksine, bir ömür boyu çalışarak, borçlanarak, çocuklarına güvenli bir yuva kurmak isteyen ailelerin alın teriyle inşa edilmiştir.
Kadınlar, Zorlu Süreçte Aileyi Ayakta Tutan Temel Direk
Bu süreçte, ağır para cezaları, zaten geçim mücadelesi veren ailelerin bütçesini derinden sarsmaktadır. Birçok evde, kadınlar mutfakta evin hesabını yaparken, bir yandan da gelen cezaların nasıl ödeneceğini düşünmek zorunda kalmaktadır. Çocukların eğitimi, evin ihtiyaçları ve hayatın temel giderleri arasında sıkışan ailelerde en büyük yük yine kadınların omuzlarına binmektedir.
Daha da ağır olanı ise bazı durumlarda verilen hapis cezalarıdır. Bir babanın ya da ailenin geçimini sağlayan kişinin ceza tehdidiyle karşı karşıya kalması, yalnızca hukuki bir mesele değil, aynı zamanda bir ailenin düzeninin sarsılması anlamına gelir. Böyle bir durumda, en büyük mücadeleyi yine kadınlar verir; hem evin yükünü taşır, hem çocukların psikolojisini korumaya çalışır, hem de aileyi ayakta tutmaya çabalar.
Yıkım Kararları: Kadının Emeği Yok Oluyor
Bir diğer acı gerçek ise yıkım kararlarıdır. Bir evin yıkılması, yıllarca emek veren bir kadının düzeninin bir anda yok olması demektir. Çocukların büyüdüğü odalar, mutfakta paylaşılan sofralar, aile hatıraları… Bunlar sadece beton değil; bir ailenin hayatıdır. Ve bu yıkımlar yalnızca teknik bir imar meselesi değil, sosyal bir mesele, ekonomik bir mesele ve en önemlisi insani bir meseledir.
Aileyi Dağılma Noktasına Getiren Sorunlara Çözüm Beklentisi
2025 yılının “Aile Yılı” olarak ilan edildiği bir dönemde, aileleri dağılma noktasına getiren bu sorunların çözülmesi, toplumun ortak beklentisi haline gelmiştir. Yıkımların durdurulması, ağır cezaların gözden geçirilmesi ve mağduriyetleri giderecek kapsamlı bir yapı kayıt düzenlemesi yapılması; yalnızca vatandaşın değil, aynı zamanda aile kurumunun korunması anlamına gelecektir.
Çünkü bir gerçeği unutmamak gerekir: Bir ev yıkıldığında yalnızca duvarlar yıkılmaz. Bir annenin emeği, bir kadının hayalleri ve bir ailenin huzuru da zarar görür.
Kadınların Yuva Kurma Emeklerini Koruma Görevi
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, yalnızca kadınları kutladığımız bir gün değil, aynı zamanda kadınların kurduğu yuvaları korumak için sorumluluklarımızı hatırladığımız bir gündür. Kadınların emeğini, ailelerin huzurunu ve çocukların güvenli geleceğini korumak; toplum olarak hepimizin ortak görevidir. Çünkü güçlü kadın, güçlü aile demektir. Güçlü aile ise güçlü bir toplumun temelidir.
İmar Yasasına Takılanlar Derneği olarak, tüm yetkililere ve kamuoyuna çağrıda bulunuyoruz: Ailelerimizin yaşadığı mağduriyetlere son verilmeli, her kadının kurduğu yuvasını koruma hakkı güvence altına alınmalıdır. Aksi takdirde, hem kadınlar hem de toplumun diğer kesimleri büyük bir yıkım yaşar.