Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca vatandaşın gündeminde aynı soru var: Yıllardır çözüm bekleyen sorunlar için daha ne kadar beklenecek? Ekonomik baskının arttığı, sosyal adalet tartışmalarının derinleştiği bir dönemde ertelenen her düzenleme, yalnızca bürokratik bir gecikme değil; büyüyen bir mağduriyet, ağırlaşan bir toplumsal yük anlamına geliyor.
Uzmanlara göre çözüm bekleyen başlıkların sayısı artık münferit taleplerin çok ötesine geçmiş durumda. Toplumun geniş kesimlerini doğrudan etkileyen düzenlemeler, siyasal ajandanın ertelenebilir kalemleri olmaktan çıkıp acil çözüm gerektiren yapısal meseleler haline gelmiş durumda.
Kamuoyunda uzun süredir tartışılan ve milyonlarca kişiyi doğrudan ilgilendiren başlıklar adeta birikmiş sorunlar dosyasına dönüşmüş durumda.
Öne çıkan talepler şöyle sıralanıyor:
Kademeli emeklilik düzenlemesi
Vergi ve SGK borçlarına yönelik kapsamlı af beklentisi
Staj ve çıraklık sürelerinin sigorta başlangıcı sayılması talebi
EYT kapsamında 5.000 prim günü düzenlemesi beklentisi
1999 öncesi haklar ve kısmi emeklilik talepleri
3600 ek gösterge düzenlemesinin kapsamının genişletilmesi
Taşeron çalışanlara kadro verilmesi
KHK mağduriyetlerine yönelik çözüm beklentisi
Bağ-Kur tescil sorununun giderilmesi
Memur ve kamu işçilerinin özlük haklarında iyileştirme talepleri
Öğretmenlerin uzmanlık haklarının emekliliğe yansıtılması
Seyyanen zam artışlarının emeklilere de verilmesi talebi
Öğrenci affı ve ehliyet affı beklentileri
Çiftçi desteklerinin artırılması ve genç girişimci teşvikleri
Engelli hakları ve sağlık sigortası kapsamındaki sorunlar
Ekonomistler ve sosyal politika uzmanları, bu başlıkların her birinin ayrı ayrı milyonlarca kişiyi etkilediğini ve gecikmenin domino etkisi yaratarak hem ekonomik hem de sosyal maliyeti artırdığını vurguluyor.
Toplumda giderek güçlenen görüşe göre kapsamlı bir Torba Yasa düzenlemesi artık siyasi bir tercih olmaktan çıkmış durumda. Artan beklentiler ve derinleşen sorunlar, geniş kapsamlı bir yasal düzenlemeyi toplumsal bir zorunluluk haline getiriyor.
Sosyal güvenlik uzmanları, parçalı çözümler yerine bütüncül bir yaklaşım benimsenmemesi halinde sorunların kronikleşeceği uyarısında bulunuyor. Özellikle emeklilik sistemi, kamu personel rejimi ve sosyal destek mekanizmalarında yapılacak düzenlemelerin gecikmesi, ilerleyen yıllarda çok daha yüksek maliyetler doğurabilecek riskler barındırıyor.
Sosyologlara göre uzun süredir çözüm bekleyen sorunların ertelenmesi, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda psikolojik ve sosyolojik bir etki de yaratıyor. Vatandaşın devlete olan güven algısı, adalet duygusu ve gelecek beklentisi doğrudan etkileniyor.
Toplumsal beklentilerin karşılanmaması, özellikle dar gelirli kesimler, emekliler, gençler ve kamu çalışanları arasında ciddi bir memnuniyetsizlik dalgası oluşturuyor. Bu durumun sosyal barış ve ekonomik istikrar açısından risk oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Uzmanların ortak görüşü net: Ertelenen her düzenleme, çözümü daha karmaşık hale getiriyor. Bugün atılmayan adımlar, yarın daha büyük bütçe yükleri ve daha derin sosyal sorunlar olarak geri dönüyor.
Toplumun geniş kesimleri artık somut adım görmek istiyor. Beklentiler yalnızca vaat değil, takvimlendirilmiş ve uygulanabilir çözümler yönünde yoğunlaşıyor.
Kamuoyunda yükselen sesler, sosyal politikaların gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Milyonlarca vatandaşın ortak çağrısı ise oldukça net:
Sorunlar konuşulmakla değil, çözülmekle azalır.