Zeki BAŞTÜRK
Bursa Vatan Medya Grubu Köşe Yazarı
Kimi sesler vardır; zamana ait değildir. Yıllar geçse de eskimez, hatta her yeni kuşakta yeniden doğar. Müzeyyen Senar, işte tam da o seslerden biridir. Cumhuriyet’le birlikte büyüyen, olgunlaşan ve bir ulusun duygularına tercüman olan nadir bir sestir onunki.
Cumhuriyet’in Diva’sı Müzeyyen Senar, Osmangazi Belediyesi Kültür ve Sanat Müdürlüğü tarafından düzenlenen anlamlı ve coşkulu bir geceyle anıldı. Geceye, Osmangazi Belediyesi’ni temsilen Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir ile Müzeyyen Senar’ın doğduğu köy olan Gököz Köyü Muhtarı Sinan Yalçın katıldı.
Anma programı, Müzeyyen Senar’ın yaşamından kesitler sunan etkileyici bir barkovizyon gösterimiyle başladı. Ardından sahneye çıkan konuk sanatçı Nurcan Baspınar, Cumhuriyet Diva’sına yakışır bir repertuvarla izleyicilerin karşısına çıktı.
Düzgün fiziği, sahne duruşu ve güçlü sesiyle beğeni toplayan Nurcan Baspınar, Müzeyyen Senar’ın hafızalara kazınmış, çok sevilen eserlerinden oluşan bir seçki sundu. Her eser, salonda yalnızca bir şarkı değil; bir hatıra, bir duygu ve bir dönem dolaştırdı.
Müzeyyen Senar sahneye çıktığında yalnızca şarkı söylemezdi. Yaşanmışlıklarını, acılarını, sevinçlerini, suskunluklarını da söylerdi. Onun sesi, teknik bir ustalığın çok ötesinde, derin bir insanî hakikati taşırdı. Ne yapmacıktı ne gösterişli… İçtendi. Samimiydi.
Belki de bu yüzden “Benzemez kimse sana” dendiğinde, bu söz en çok ona yakışırdı. Çünkü gerçekten de kimse ona benzemezdi.

Gecede seslendirilen her eser, Müzeyyen Senar’ın sanat anlayışının bir aynası gibiydi. Hüzünle vakar, isyanla teslimiyet, yalnızlıkla umut aynı şarkının içinde yan yana durabiliyordu. Nurcan Baspınar’ın güçlü ve saygılı yorumu, bu büyük mirası günümüze taşıyan sağlam bir köprü oldu.
Bir kez daha anlaşıldı ki Müzeyyen Senar repertuvarı yalnızca bir müzik listesi değil, bir hayat atlasıdır.
Müzeyyen Senar’ın kişiliği de sanatı kadar sahiciydi. Duru, net ve cesurdu. Hayat karşısında eğilip bükülmeyen bir karaktere sahipti. Cumhuriyet kadını olmanın ne demek olduğunu kürsülerden değil, yaşayarak anlattı.
Kendi ayakları üzerinde duran, sesini kimseden ödünç almayan bir sanatçıydı. Bu yönüyle yalnızca müzik tarihimizin değil, toplumsal belleğimizin de en önemli figürlerinden biridir.
Anma gecesinde dile getirilen, Müzeyyen Senar’ın doğduğu evin müze yapılması yönündeki düşünce ise umut vericiydi. Çünkü bazı evler vardır; duvarlarında ses kalır, pencerelerinde şarkılar asılı durur.
Müzeyyen Senar’ın evi de böyle bir mekân olmayı fazlasıyla hak ediyor. Orası bir müze olduğunda, yalnızca eşyalar değil; bir ömür, bir ses ve bir Cumhuriyet hikâyesi korunmuş olacak.
Konserin sonunda Osmangazi Belediyesi Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, sanatçı Nurcan Baspınar’a çiçek takdim etti. Gököz Köyü Muhtarı Sinan Yalçın ise, Müzeyyen Senar’ın evini müzeye dönüştürmek için çalışmaların sürdüğünü ve gelecek yılki anma etkinliğini bu müze evde gerçekleştirmeyi hedeflediklerini ifade etti.
Osmangazi Belediyesi’nin bu tür etkinliklerle Bursa’nın ve ülkemizin değerlerine sahip çıkması, kültürel hafızamız adına son derece kıymetlidir. Sanatçılar anıldıkça yaşamaya devam eder. Hele ki Müzeyyen Senar gibi bir ulusun kalbine sesiyle dokunmuş bir diva…
Her anıldığında, o tanıdık dize yeniden yankılanır:
“Unutturamaz seni hiçbir şey…”
Bu gece bir kez daha gösterdi ki Müzeyyen Senar yalnızca geçmişte kalan bir ses değildir. Bugün de bizimledir, yarın da bizimle olacaktır. Çünkü bazı sesler susmaz.
Sadece derinleşir.
Bursa’nın değerlerine sahip çıkan, bu yönde samimi girişimler ve etkinlikler gerçekleştiren Osmangazi Belediyesi’ni ve emeği geçen tüm çalışanlarını yürekten kutluyorum.
Zeki BAŞTÜRK