Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği
Genel Başkanı Ulutürk
İnsan neden iyidir?
Gerçekten iyi olmak istediği için mi?
Yoksa izlendiğini düşündüğü için mi?
Belki de bizi iyi tutan şey ahlak değildir.
Belki de bizi hizaya sokan şey, gözetlenme hissidir.
Bu duygu çocuklukta başlar:
“Baban görür.”
“Öğretmenin duyar.”
“Allah biliyor.”
“Millet ne der?”
Yıllar geçer, kelimeler değişir.
Ama gözler değişmez.
İnsan, hayatı boyunca bakışların içinde yaşar.
Birinci göz: İnançtır.
Görünmeyen ama her şeyi gördüğüne inanılan bir varlık…
Kimse yokken bile “biri var” hissi.
İkinci göz: Devlettir.
Kameralar, yasalar, cezalar…
Yapabilirsin ama yakalanırsan suçtur.
Üçüncü göz: Toplumdur.
Ayıplar, dışlar, konuşur.
Görürse utanırsın, duyarsa sakınırsın.
Dördüncü göz: Vicdandır.
Ama burada durmak gerekir.
Çünkü vicdan dediğimiz şey bile çoğu zaman,
o üç gözün içimizde bıraktığı izden ibarettir.
Şimdi asıl ve en rahatsız edici soruya gelelim:
Bu gözlerin hiçbiri olmasa…
Ne inanç,
ne yasa,
ne toplum baskısı…
Sadece sen olsan.
Yine aynı insan olur muydun?
Kimsenin görmediği bir dünyada,
kim olduğunu gerçekten biliyor musun?
Belki de ahlak dediğimiz şey,
özgür iradenin değil, gözetlenme korkusunun ürünüdür.
Belki de insan özü itibarıyla iyi değildir;
kontrollüdür.
Çünkü çoğu zaman iyiliğimiz içimizden değil,
üzerimizdeki bakışlardan gelir.
Ve belki de en sarsıcı gerçek şudur:
İnsan, gözler kapandığında ortaya çıkar.
O yüzden mesele başkadır.
Gözler varken iyi olmak kolaydır.
Kural varken doğru görünmek kolaydır.
Bakan varken susmak, eğilmek, uyum sağlamak kolaydır.
Asıl mesele şudur:
Kimse bakmazken nasıl biri olduğundur.
İnsan orada sınanır.