Trilyespor – Yıldırım Eriklispor Maçı Sonrası Mehmet Balcı Dosyası, Bursa’da Hakemliği Yeniden Tartışmaya Açtı…
YEŞİL SAHADA ADALET DEĞİL EGO KAZANDI
AMATÖR FUTBOL HAKEM ELİYLE KATLEDİLİYOR
Amatör futbol sahalarında yaşanan hakem tartışmaları artık istisna olmaktan çıktı. Neredeyse her hafta bir maç, bir hakem kararı ve ardından gelen disiplin cezalarıyla gündeme geliyor. Özellikle Bursa amatör liglerinde bu sezon yaşanan karşılaşmalar, hakem yönetimleri üzerinden yoğun eleştiriler alırken, geçtiğimiz hafta sonu oynanan Trilyespor – Yıldırım Eriklispor müsabakası bu eleştirilerin en sert biçimde dile getirildiği karşılaşmalardan biri oldu.
Karşılaşmanın ardından Trilyesporlu futbolcu Mehmet Balcı’nın yaşadıklarını ayrıntılarıyla aktarması, yalnızca maçın içindeki kararları değil, hakemlik anlayışını, 1. Yardımcı Hakemlerin sahadaki rolünü, maç raporlarının güvenilirliğini ve disiplin kurullarının ceza verme ölçütlerini yeniden tartışmaya açtı. Trilyespor çevresinde oluşan görüş net: Sahada yaşanan gerginliğin temel kaynağı futbolcular değil, hakem ekibinin tutumu ve özellikle 1. Yardımcı Hakem’in oyunu geren müdahaleleri oldu.
SAHADA FUTBOL DEĞİL, HAKEM GERİLİMİ KONUŞULDU
Karşılaşmaya ilişkin saha içinden ve kulüp çevresinden aktarılan bilgilere göre, maçın daha ilk dakikalarından itibaren hakemlerle futbolcular arasında sağlıklı bir iletişim kurulamadı. Hakemlerin oyunu sakinleştiren, tansiyonu düşüren bir yönetim sergilemek yerine, küçük diyalogları cezalandırıcı bir refleksle ele aldığı; bu durumun da sahadaki gerginliği artırdığı ifade ediliyor.
Trilyespor cephesi, maçın doğal rekabet ortamında ilerleyebileceğini, ancak hakemlerin tavır ve kararlarının oyunu adım adım daha gergin bir noktaya taşıdığını savunuyor. Özellikle 1. Yardımcı Hakem Gül Geçgel’in maç içindeki tutumu, futbolcularla kurduğu dil ve kritik anlarda orta hakeme yaptığı yönlendirmeler, eleştirilerin merkezinde yer alıyor.
İLK KIRILMA NOKTASI: 1. YARDIMCI HAKEMİN ÖNÜNDEKİ FAUL VE GELEN SARI KART
Maçın ilk ciddi tartışması, Trilyespor lehine olduğu belirtilen net bir faul pozisyonunda yaşandı. Aktarılan bilgilere göre bu pozisyon, 1. Yardımcı Hakem Gül Geçgel’in hemen önünde gerçekleşti. Buna rağmen bayrağın kalkmadığı, orta hakemin pozisyonu uzaktan görerek Trilyespor lehine faul düdüğünü çaldığı bildirildi.
Bu pozisyonun ardından Trilyesporlu futbolcu Mehmet Balcı’nın, 1. Yardımcı Hakem’e dönerek pozisyonun önünde olduğunu, orta hakemi uyarması gerektiğini söylediği ifade ediliyor. Balcı’nın bu sözleri, kulüp çevresine aktardığı şekliyle, bir hakaret ya da küfür içermiyor; pozisyon değerlendirmesine yönelik bir hatırlatma niteliği taşıyor. Ancak iddiaya göre bu sözlere karşılık gelen tavır, sahadaki tansiyonu düşürmek yerine daha da yükseltti.
Balcı’nın anlattığına göre, 1. Yardımcı Hakem kendisine “sana mı soracağım” diyerek güldü ve ardından orta hakemi yanına çağırdı. Bu çağrının hemen ardından, yalnızca bu konuşma gerekçe gösterilerek Mehmet Balcı’ya sarı kart gösterildi. Trilyespor cephesi, bu anı maçın kaderini belirleyen ilk kırılma noktası olarak değerlendiriyor.
Kulüp çevresinde yapılan değerlendirmelerde, hakemlik mesleğinin temel ilkelerinden biri olan “iletişim ve vakar” kavramlarının bu olayda göz ardı edildiği savunuluyor. Futbolcunun sahadaki pozisyona dair sözlerinin disiplin cezasına dönüştürülmesinin, oyunu yönetmekten çok “otorite gösterisi” anlamına geldiği görüşü dile getiriliyor.
İKİNCİ SARI KARTA GİDEN SÜREÇ: GERİLİMİ YATIŞTIRMAK YERİNE BÜYÜTEN ZİNCİR
Maçın ilerleyen dakikalarında Trilyespor’un 2-0 geride olduğu bölümde yaşanan bir korner pozisyonu, ikinci sarı kart sürecinin başlangıcı oldu. Aktarılan bilgilere göre, Mehmet Balcı oyunu hızlandırmak amacıyla topu hızlı bir şekilde alarak korneri kısa pasla kullanmak istedi. Ancak rakip takım futbolcusunun topu alarak hızlı başlamayı engellediği, Balcı’nın topu almak için hamle yaptığında ittirildiği ifade ediliyor.
Bu esnada rakip takım kalecisinin de koşarak gelmesiyle saha içinde kısa süreli bir gerginlik yaşandı. Ancak burada özellikle vurgulanan nokta, Balcı’nın üzerinde sarı kart bulunmasına rağmen ikinci sarı kartı görmemek için tepki vermemesi, tartışmayı büyütmemeye çalışması. Nitekim orta hakemin her iki futbolcuyu yanına çağırarak “gerginlik olmasın, sakin olalım” dediği ve ilk etapta herhangi bir kart göstermediği bildirildi.
Bu aşamada sahadaki tansiyonun düştüğü, oyunun devam edebileceği düşünülürken, iddialara göre yalnızca birkaç saniye içinde tüm tablo değişti.
“5 SANİYE SONRA” GELEN BİLDİRİM VE MAÇIN KOPUŞ ANI
Trilyespor cephesinin en sert tepki gösterdiği bölüm tam da burası. Sahadan aktarılan bilgilere göre, orta hakem kart göstermeden oyunu kontrol altına almışken, yaklaşık beş saniye sonra 1. Yardımcı Hakem Gül Geçgel orta hakemi tekrar yanına çağırdı. Bu kez orta hakeme, “4 numara küfür etti” şeklinde bir bildirimde bulunulduğu ifade ediliyor.
Mehmet Balcı ise bu iddiaya kesin bir dille karşı çıkıyor. Balcı, ağzından herhangi bir küfür çıkmadığını, hakeme ya da rakip futbolculara yönelik darp, hakaret veya yüz kızartıcı hiçbir davranışta bulunmadığını net biçimde dile getiriyor. Buna rağmen orta hakemin, 1. Yardımcı Hakem’in bu beyanını esas alarak ikinci sarı kartı gösterdiği ve Balcı’yı oyundan attığı aktarılıyor.
Trilyespor çevresinde bu an, yalnızca bir hakem hatası olarak değil, spor hukukunun temel ilkeleri açısından da ciddi bir sorun olarak değerlendiriliyor. Çünkü küfür gibi ağır bir isnadın, sahada somut bir karşılığı olmadan, yalnızca bir yardımcı hakem beyanıyla karara bağlanmasının kabul edilemez olduğu savunuluyor.
OYUNDAN ATILDIKTAN SONRAKİ TAVIR DA ELEŞTİRİLERİN ODAĞINDA
Mehmet Balcı’nın anlattıklarına göre, oyundan atılmasının ardından 1. Yardımcı Hakem’in yanına giderek “Ben ne yaptım hocam, beni neden attırdın?” diye sordu. Ancak bu soruya açıklayıcı bir cevap verilmediği, aksine kendisine gülündüğü ve “çık” denildiği iddia ediliyor.
Balcı’nın sahadan ayrılırken yaşadığı moral bozukluğuyla “şaka gibisin hocam, ego kasmaya devam et, burada emek var” diyerek soyunma odasına gittiği de aktarılıyor. Trilyespor cephesi, bu tavrın hakemlerin taşıması gereken tarafsızlık ve vakar ilkeleriyle bağdaşmadığını savunuyor.
ASIL TARTIŞMA MAÇTAN SONRA BAŞLADI: 2. SARI KART, 3 MAÇ CEZA
Saha içindeki tartışmaların ötesinde, Trilyespor cephesinde asıl infial yaratan konu, maç sonrasında verilen disiplin cezası oldu. İki sarı karttan oyundan atılan bir futbolcunun normal şartlarda bir maç ceza alması gerektiği bilinirken, Mehmet Balcı’ya üç maç ceza verilmesi, “rapora ne yazıldı?” sorusunu gündeme taşıdı.
Balcı’nın dile getirdiği soru, amatör futbol kamuoyunda da yankı buldu: Küfür edilmediği halde küfür ettiği yazılan bir rapor mu düzenlendi? Eğer öyleyse, bu rapor hangi somut delile dayanıyor? Hakeme darp, hakaret ya da yüz kızartıcı hiçbir fiil yokken, üç maç ceza nasıl çıktı?
Bu sorular, yalnızca bir futbolcunun değil, amatör liglerde mücadele eden yüzlerce oyuncunun geleceğini ilgilendiren bir tartışmayı da beraberinde getirdi.
BU SEZON BURSA’DA HAKEM FACİALARINA 1. YARDIMCI HAKEMLER DAMGA VURDU
Yaşanan bu olay, Bursa amatör liglerinde bu sezon sıkça dile getirilen bir başka eleştiriyi de yeniden gündeme taşıdı. Futbol kamuoyunda oluşan ortak kanaate göre, bu sezon Bursa’daki birçok karşılaşmada tartışmaların merkezinde orta hakemlerden çok 1. Yardımcı Hakemler yer alıyor.
Saha kenarından yapılan çelişkili bildirimler, pozisyon bittikten sonra gelen kritik müdahaleler, “duyulduğu iddia edilen” sözler üzerinden çıkan kartlar ve sonrasında ağırlaşan disiplin cezaları, amatör futbolda güven krizini derinleştiriyor. Yardımcı hakem beyanlarının maçın ve futbolcunun kaderini belirleyecek kadar etkili olması, denetim mekanizmasının yetersizliğini gözler önüne seriyor.
HUKUK, ÖLÇÜLÜLÜK VE DENETİM TALEBİ
Trilyespor cephesi ve futbol çevresi, eleştirilerini kişisel saldırı düzeyine taşımadan, sistemsel bir sorun olarak dile getiriyor. Talep edilen şey açık: Hakem raporlarının denetlenebilir olması, 1. Yardımcı Hakem beyanlarının mutlak doğru kabul edilmemesi ve disiplin cezalarının ölçülülük ilkesine uygun şekilde verilmesi.
Aksi halde amatör futbolun, genç oyuncular için bir gelişim alanı olmaktan çıkıp, keyfi kararların ve raporların belirlediği bir yapıya dönüşeceği endişesi dile getiriliyor.
Trilyespor – Yıldırım Eriklispor karşılaşmasında yaşananlar, Mehmet Balcı özelinde bir mağduriyet dosyası olmanın çok ötesine geçmiş durumda. Bu olay, Bursa amatör liglerinde hakemlik anlayışının, özellikle 1. Yardımcı Hakemlerin sahadaki rolünün ve raporlama sorumluluğunun ciddi biçimde sorgulanması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Trilyespor cephesi ise yaşanan bu sürecin takipçisi olacağını açıkça ifade ediyor.
İKİNCİ SARI KARTTAN OYUNDAN ATILAN FUTBOLCUYA VERİLEN CEZA NORMALDE NE OLUR?
Futbol Disiplin Talimatları ve amatör liglerde uzun yıllardır uygulanan yerleşik içtihatlara göre, bir futbolcunun maç içerisinde ikinci sarı karttan kırmızı kart görerek oyundan atılması durumunda, ceza uygulaması net ve sınırlıdır. Bu tür ihraçlar, disiplin hukuku açısından “oyun içi disiplin ihlali” olarak değerlendirilir ve genellikle ağırlaştırıcı bir unsur içermediği sürece 1 maç men cezası ile sonuçlanır.
İkinci sarı karttan oyundan atılma, kural ihlali ya da sportmenliğe aykırı davranışın hakem tarafından maç içerisinde cezalandırılması anlamına gelir. Bu nedenle, disiplin kurulları bu tür ihraçlarda çoğunlukla “zaten sahada cezalandırılmış” ilkesini esas alır. Futbolcunun ihraçtan sonra ayrıca ağır bir ceza alabilmesi için, raporda açık, net ve talimatlarda karşılığı olan ek fiillerin yer alması gerekir.
Bu ek fiiller arasında hakeme yönelik açık hakaret, küfür, tehdit, fiili saldırı, darp girişimi ya da yüz kızartıcı davranışlar bulunur. Ancak bu tür fiillerin raporda yer alabilmesi için, somut ve tartışmaya yer bırakmayacak şekilde yazılması, disiplin talimatında karşılığı olan maddelere dayandırılması beklenir.
Amatör liglerde ikinci sarı karttan ihraç edilen futbolculara uygulanan ceza pratiği büyük ölçüde aynıdır. Uzmanlara göre, saha içinde yaşanan tartışma, itiş kakış ya da oyunun akışı içinde gerçekleşen gerginlikler, hakeme yönelik açık ve kanıtlanabilir bir hakaret ya da saldırı içermediği sürece 1 maç men cezası ile sınırlandırılır.
Bu nedenle ikinci sarı karttan oyundan atılan bir futbolcuya 3 maç ceza verilmesi, futbol kamuoyunda olağan bir uygulama olarak görülmez. Böyle bir cezanın ortaya çıkabilmesi için, maç raporunda ikinci sarı kartın ötesine geçen, disiplin talimatında daha ağır yaptırımı bulunan bir fiilin yer alması gerekir.
Tam da bu noktada Trilyesporlu futbolcu Mehmet Balcı’ya verilen ceza tartışma konusu haline geliyor. Zira Balcı, sahada hakeme darp, hakaret ya da yüz kızartıcı herhangi bir eylemde bulunmadığını, ağzından küfür çıkmadığını net şekilde ifade ederken; buna rağmen üç maç ceza verilmesi, “rapora ne yazıldı?” sorusunu gündemin merkezine taşıyor.
BU SADECE TRİLYESPOR’UN DEĞİL, TÜM AMATÖR FUTBOLUN MESELESİ
Bugün Trilyespor ve Mehmet Balcı üzerinden konuşulan bu tablo, yarın başka bir kulübün, başka bir futbolcunun, başka bir emekçinin karşısına çıkabilir. Amatör liglerde yaşanan hakem faciaları artık tekil olaylar olmaktan çıkmış, sistemsel bir soruna dönüşmüştür. Bir maçta yaşanan haksızlık yalnızca o gün sahaya çıkan 22 futbolcuyu değil; kulüplerin sezon planını, oyuncuların emeğini, teknik ekiplerin aylarca verdiği çabayı ve amatör futbolun adalet duygusunu doğrudan etkilemektedir. Bugün Trilyespor’un yaşadığı bu süreç, yarın başka bir ilçe takımının, başka bir gencin futbol hayallerini yarıda bırakabilir. Bu nedenle mesele bir kulübün ya da bir futbolcunun değil, tüm amatör futbol camiasının ortak sorunudur.
Yeşil sahalar, hakemlerin egolarını tatmin ettiği, otorite gösterisi yaptığı ya da kişisel tutumlarını futbolcular üzerinden sergilediği alanlar değildir. Hakemlik, oyunu germek değil yönetmek, futbolcuyu susturmak değil adaleti sağlamak, raporla cezalandırmak değil sahada dengeyi kurmak sorumluluğu taşır. Amatör futbolda emek bu kadar kıymetliyken, bir düdükle ya da tartışmalı bir raporla bu emeğin yok sayılması kabul edilemez. Hakem facialarının artık son bulması, saha içi iletişimin sağduyuya dayanması ve disiplin mekanizmasının ölçülü işlemesi, amatör futbolun geleceği açısından bir zorunluluk haline gelmiştir. Aksi halde bugün Trilyespor’un yaşadığı mağduriyet, yarın başka kulüpler için sıradan bir kader haline gelecektir.