“Enflasyon Ayarı Milyonların Ekmeğiyle Oynuyor”
Sendikacı Veli Beysülen, TÜİK’in 5 Ocak 2026 Pazartesi günü açıkladığı enflasyon oranlarına dair dikkat çekici bir açıklamada bulundu. Beysülen, TÜİK’in açıklamalarının kamuoyunu şaşırtmadığını belirterek, kurumun artık “rakam oyunlarıyla” toplumun güvenini kaybettiğini ifade etti.
“TÜİK, hükümetin sözcüsüne dönüşmüş durumda” diyen Beysülen, özellikle memur, işçi ve emeklilerin maaş artışlarının belirlendiği dönemlerde, enflasyonun sistematik biçimde düşük açıklandığını savundu. Ocak öncesi Kasım-Aralık ve Temmuz öncesi Mayıs-Haziran aylarında açıklanan düşük oranların, çalışanların ve emeklilerin alacağı zammı aşağıya çekmek için yapıldığını belirtti.
“Ayarlanmış enflasyon oranı” ifadesini kullanan Beysülen, bu manipülasyonun milyonlarca insanın alım gücünü daha da zayıflattığını, ekonomik adaletsizliğin derinleştiğini söyledi.
Beysülen, şu ifadeleri kullandı:
“TÜİK’in enflasyon hesabı artık ekonomik bir veri değil, siyasi bir araç haline gelmiştir. Bu durumun sonucu olarak milyonlarca yurttaş, gerçek hayat pahalılığı karşısında sahte oranlarla kandırılmakta, ekmeği küçültülmektedir. Bu anlayış sürdüğü sürece ne adil bir gelir dağılımından, ne de refahtan söz edebiliriz.”
Sendikacı Veli Beysülen’in bu sert eleştirisi, TÜİK’in tarafsızlığı ve ekonomik verilerin güvenilirliği tartışmalarını yeniden gündeme taşımış durumda.
İşte o yazı…
BEYLER SİZE ÇOK ZAHMET OLDU!
TÜİK, 5 Ocak 2026 Pazartesi günü yapması gerekeni yaparak ayarlanmış enflasyon oranını açıkladı. Doğrusu TÜİK’in açıkladığı oran kurumu yakından takip edenleri şaşırtmadı. Zira artık TÜİK’in rakam oyunu Türkiye’nin rutini haline geldi. Daha önce de yazılarımda birçok kez yazdım. TÜİK enflasyon oranlarını genelde düşük açıklar ama en çok da emekliler ile çalışanların 6 aylık enflasyon oranı kadar sözde zam aldıkları Ocak ayı öncesi Kasım ve Aralık ayları ile Temmuz ayı öncesi Mayıs ve Haziran aylarında enflasyonu düşük açıklar. Zira TÜİK, hükümete bağlı bir kuruluş olarak, onun söylediğini açıklamak suretiyle milyonlarca çalışan ile emeklinin maaş artışlarını aşağı çekme görevini yerine getirmektedir.
DİSK’e bağlı Tüm Emekliler Sendikası Genel Başkanı olarak görev yaptığım yıllarda buna dair birçok açıklama yapmıştık. Biraz arşivi karıştırdım ve Emekli-Sen Genel Başkanı olarak 6 Temmuz 2015 tarihinde, “Enflasyonda Değişmeyen Oyun!” başlığıyla yaptığım açıklamaya rastladım. Açıklama da kısaca şu hususlara dikkat çekmişim: “3 Temmuz 2015 tarihinde Haziran ayı enflasyon oranının açıklanmasıyla, milyonlarca emekli, emekli dul ve yetim ile kamu çalışanına yılın ikinci yarısı için verilecek aylık artış oranı da belli oldu. TÜFE artışının, Haziran ayında %0.51 düştüğünün açıklanmasıyla, Mayıs ayı sonu itibariyle yılın ilk 5 ayı için %5.30 olan TÜFE artış oranı, maaş artışlarında baz alınan, 1 Ocak-30 Haziran arasını kapsayan yılın ilk 6 aylık dönem için %4.76 olarak açıklandı. Bunun anlamı milyonlarca Kamu Çalışanı ile emeklinin aylıklarının 1 Temmuz 2015 tarihinden itibaren bu oranda artırılmasıdır. Daha önce de defalarca ifade ettik, Enflasyon hiçbir zaman gerçek rakamlarla açıklanmamaktadır. Bu da yetmiyormuş gibi, son yıllarda enflasyonda başka bir oyun oynanmaktadır. Oyun gizleme gereği bile duyulmadan gayet açık oynanmakta olup, maaş artışının yapılacağı ayın hemen öncesinde ki ayda enflasyon düşmüş gösterilmektedir. Bilimsel verilere dayalı gerçek rakamları, basının, bilim insanlarının ve toplumun bilgisine sunması gereken TÜİK’in, bilimsellikten uzak, gerçekleri yansıtmayan rakamlarla TÜFE artış oranlarını açıklamasının adı, yönetenlere yaranmak ve onları memnun etmek için, istedikleri rakamları açıklamaktır.” Evet, 11 yıl önce yaptığım bu açıklamaya baktığımızda değişen bir şey olmadığını görüyoruz.
Aslında değişen bir şey yok dediysem de değişen bir şey var. 2015 yılı ve öncesinde enflasyon daha düşük seyrettiği için, enflasyonun her maaş artışı öncesi sadece aralık ve mayıs aylarında düşmüş gösterilmesi hükümetin beklentisini karşılıyordu. Ancak enflasyonun yüksek seyrettiği 2018 yılından bu yana, aylık enflasyonun birdenbire çok düşmüş gösterilmesinin inandırıcı olmayacağı düşünülüyor olmalı ki, son yıllarda düşüş, artış verilen ayın öncesindeki ikişer aya yayılmaktadır. Kısacası ocak ayı öncesi kasım-aralık, temmuz ayı öncesi ise mayıs-haziran aylarında enflasyon düştü gösteriliyor. Yani emekli maaş artışlarının TÜFE artışına endekslendiği 2008 yılından bu yana yazılan bir senaryo var ve senaryo her seferinde tekrar sahneleniyor. Nitekim 5 ocakta senaryo bir kez daha sahneye kondu ve milyonlarca emekli sefalete mahkum edildi. Bir başka deyişle emeklimizi enflasyona ezdirmedik diye televizyon ekranların da nara atanlar, emekliyi bizzat kendileri ezdiler. Emekliler uyumaya devam edip bunlara destek verdikleri sürece de ezmeye devam edecekler.
Yazının girişinde belirttiğim gibi 5 ocak günü aralık ayı enflasyonu açıklandı. Aynı gün aynı saatlerde açıklama yapan bağımsız enflasyon hesaplama grubu ENAG aralık ayı enflasyonunu %2,11 yıllık enflasyonu %56,14 olarak açıklarken, TÜİK aralık ayı enflasyonun %0,89, yıllık enflasyonu ise %30,89 olarak açıkladı. Bu oranlar, oynanan oyunu çok açık bir şekilde gözler önüne seriyor. Bir tarafta piyasadaki enflasyonu, bilimsel verilerle mümkün olduğunca gerçek rakamlarla açıklayan bilim insanları diğer tarafta ise bilimi iktidarın ihtiyacına feda eden devlet kurumu. Maalesef bu 2008 yılından bu yana çok açık şekilde oynananan bir oyun.
TÜİK’in aralık ayı enflasyonunu açıklamasıyla, SSK ve BAĞKUR emeklileri ile dul yetimlerinin maşlarının 1 Ocak itibariyle, %12,19 oranında, kamu çalışanları ve onların emeklileri ile dul ve yetimlerinin maaşlarının ise toplu sözleşme farkıyla birlikte %18,48 artırılacağı netleşmiş oldu. Öte yandan oranların netleşmesiyle, son yıllarda hazineden destekle belli bir rakama çekilmesi kanun düzenlemesiyle sağlanan ve 1 Temmuz 2025 tarihinden bu yana 16.881 bir lira olarak ödenmekte olan, en düşük emekli maaşının %12,19 artışla 18.938 lira olacağının konuşulduğu saatlerde, medyaya düşen bir haber en düşük maaş alan emeklileri acaba diye düşündürdü. Zira habere göre; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile AKP TBMM Grup Başkanı Abdullah Güler en düşük emekli maaşını belirlemek üzere bir araya geleceklerdi.
Elbette bu önemli haber, en düşük emekli maaşı alan emeklileri heyecanlandıracak bir haberdi. Nasıl heyecanlanmasın ki, toplantıya katılacakların bulundukları makamlara bakıldığında, düşünülen rakam yabana atılmayacak bir rakam olsa gerek. Evet, dört önemli makamda oturan bu muhteremler, sonuçta bir araya geldiler, ölçtüler, biçtiler, tarttılar ve yaklaşık 5 milyon emekli ile dul ve yetimin 18.938 lira maaş almalarına razı olmayan gönüllerinden kopan, 1.062 lira daha artış vererek maaşlarının 20.000 liraya çıkarılmasını uygun buldular. Nasıl, katılanlar önemli makamlarda oturanlar ve verilen rakamda çok büyük değil mi?
Doğrusu onlar bu rakamı açıklayınca bu ülkenin emekli bir yurttaşı olarak beni bir düşüncedir aldı. Öyle ya kaynağı olmayan devlet bu rakamı nasıl ödeyecek? Bu ülke hangi itibardan tasarruf edecek, hangi üst makamda oturanlar ve iki, üç, dört, beş maaş alanlar bu maaşlarından feragat edecek veya bu ülkenin güzide sermayesi hangi teşviklerden ve hangi vergi aflarından mahrum kalacak? Bunları düşünmemek olur mu? Sonuçta ne de olsa hepimiz aynı gemideyiz. Yaklaşık 5 milyon emekli kişi başı 1.062 lira fazla alırsa, kaynağı olmayan devlet bunu bir yerlerden bulmak üzere birilerinden kesinti yapmak zorunda.
Maalesef yapılanın adına, bu ülkeye yıllarını vermiş ve yaratılan tüm değerlerde emeği olan milyonlarca emekli ile onların dul ve yetimleriyle dalga geçmek denir. Düşünsenize ülkenin dört önemli makamında oturan koca koca adamlar, günler öncesinden bir araya geleceklerini ve ev kirasının yarısını bile karşılamayan emekli maaşını yükselteceklerini açıklıyorlar ve çıka çıka 1.062 liralık artış çıkıyor. Buna söylenecek tek söz var. “Beyler kusura bakmayın ama emekliler için çok büyük zahmete girdiniz.”
Öte yandan, maaşları TÜİK’in bir önceki 6 aylık dönem için açıkladığı resmi enflasyon oranı kadar artırmak, artış değil sadece 6 aylık kaybın cüzi bir miktarını karşılamaktır.
Kuşkusuz 2002 yılında iktidar olan AKP sözcüleri, emeklilerimizi enflasyon ezdirmedik deseler de artık mızrak çuvala sığmıyor ve emeklinin sefilliğini yandaşlar bile görüyorlar. Nitekim gerek parti sözcüleri gerekse yandaş kalemşörler, emekli maaşları düşük ama hiç olmazsa emekliler maaşlarını düzenli alabiliyorlar, bizden önce emekliler maaşlarını alamıyorlardı, kuyruklar vardı gibi gerekçelere sığınıyorlar, ki bu doğru değil. Bu ülke de hiçbir zaman emekli maaşları gecikmedi. En krizli dönemlerde bile emekli maaşları gününde ödendi. Onların vardı dedikleri kuyruklar ise maaşların ödendiği kamu banklarının şubelerinde oluşan kuyruklardı. Bunun ise iki nedeni vardı. Birincisi özel bankalar emekli maaşı ödemesi almıyorlardı. İkincisi ise teknoloji bu kadar gelişmemişti ve emekliler maaşlarını bizzat banka şubelerinden elden çekiyorlardı. Şimdi ise bankalar arası maaş ödeme rekabeti var ve bankalar maaş ödemesi almak için yarış içindeler. Öte yandan teknoloji gelişti. Artık birçok emekli hiç bankaya uğramdan, ATM’lerden maaşını çekiyor veya internet bankacılığı ile ödemelerini yapıyor. Bunlar yokmuş gibi, kuyrukları bitirdik diyerek 25 yıl öncesini göstermek, bilimin insanlığın hizmetine sunduğu dijital teknolojiyi inkârdır.
Kim ne derse desin, kim ülke büyüdü milli gelirimiz arttı naraları atarsa atsın, bu ülke de artık gizlenemeyen bir gerçek var, ki o da emeklilerin sefaleti yaşadıklarıdır!
Veli Beysülen