“Demokrasi, Ancak Güçlü ve Bağımsız Bir Basınla Ayakta Kalır”

“Demokrasi, Ancak Güçlü ve Bağımsız Bir Basınla Ayakta Kalır”
Yayınlama: 10.01.2026
A+
A-

Gazeteci-Yazar Atilla Güney’den Özgür Basın Vurgusu..

Gazeteci-Yazar Atilla Güney, demokratik toplumların temel yapı taşlarından biri olan özgür basının rolüne ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Güney, özgür basının demokrasiler için yalnızca tamamlayıcı bir unsur değil, doğrudan doğruya demokratik düzenin varlık koşulu olduğunu vurguladı.

Atilla Güney, yaptığı değerlendirmede demokratik bir sistemin sürdürülebilirliğinin yalnızca seçim süreçlerine indirgenemeyeceğini belirterek, toplumun doğru, zamanında ve eksiksiz bilgiye erişiminin, ifade özgürlüğünün güvence altına alınmasının ve kamusal denetim mekanizmalarının sağlıklı biçimde işlemesinin hayati öneme sahip olduğunu ifade etti. Bu bağlamda basının, demokrasinin hem sigortası hem de vicdanı olarak yapısal bir rol üstlendiğini dile getirdi.

Siyasal sistemlerin meşruiyetinin, yurttaşların yönetim süreçlerini anlayabilmesi, eleştirebilmesi ve denetleyebilmesiyle mümkün olabileceğini belirten Güney, basının bu sürecin en temel taşıyıcısı olduğuna dikkat çekti. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin yanında, basının “dördüncü kuvvet” olarak tanımlandığını hatırlatan Güney, basının iktidarın sınırlandırılmasında, kamu gücünün şeffaf kullanılmasında ve hesap verebilirliğin sağlanmasında vazgeçilmez bir işlev gördüğünü ifade etti. Güney’e göre özgür basın, demokrasinin yalnızca bir sonucu değil, aynı zamanda onun ön koşulu niteliğinde.

Gazetecilerin bağımsız ve özgür bir ortamda çalışabilmesinin, toplumun tüm kesimlerinin kamusal alanda temsil edilmesini sağladığını vurgulayan Atilla Güney, bunun çoğulculuğun güçlenmesine, farklı görüşlerin görünür hale gelmesine ve sağlıklı bir kamusal tartışma kültürünün oluşmasına katkı sunduğunu belirtti. Basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin mesleki talebi olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Güney, bunun aynı zamanda bireylerin bilgi edinme hakkının anayasal bir uzantısı olduğunu söyledi.

Basının kamusal alanda yalnızca olayları aktaran bir araç olmadığını belirten Güney, haberler, yorumlar ve analizler yoluyla toplumsal anlam üretildiğine dikkat çekti. Basının kamuoyunun gündemini şekillendirdiğini, sorun alanlarını görünür kıldığını ve toplumsal farkındalık yarattığını ifade eden Güney, bu yönüyle basının demokrasinin yaşayan ve kendini sürekli yenileyen bir organizması gibi işlediğini dile getirdi. Toplumsal şeffaflık, hesap sorabilme kültürü ve etkin kamusal denetimin ancak özgür bir basın ortamında mümkün olabileceğinin altını çizdi.

Atilla Güney, basının temel işlevlerinden birinin herhangi bir kişi, zümre ya da çıkar grubunun değil, doğrudan toplumun sesi olmak olduğunu vurguladı. Bu nedenle basının ekonomik, siyasal ya da ideolojik baskılar altında yönlendirilmesinin yalnızca medya etiğini değil, aynı zamanda kamusal yararı da ağır biçimde zedelediğini ifade etti. Basının satın alınabilir ya da susturulabilir bir araç olmadığını belirten Güney, basının emeğe, mesleki sorumluluk bilincine ve etik ilkelere dayanan kamusal bir faaliyet olduğunu söyledi. Bu yönüyle basının, toplum adına denetim yapan ve kolektif vicdanı temsil eden bir aktör olduğuna dikkat çekti.

Basının işlevsizleştirildiği, susturulduğu ya da tek sesli hale getirildiği toplumlarda kamusal görünürlüğün giderek zayıfladığını ifade eden Güney, böyle bir ortamda toplumun kendi sorunlarını tartışamaz hale geldiğini ve demokratik katılımın anlamını yitirdiğini belirtti. Basının, devlet ile toplum arasındaki ilişkiyi kuran temel aracı kurumlardan biri olduğunu vurgulayan Güney, bu rolün yalnızca bilgi aktarmakla sınırlı olmadığını; aynı zamanda kamusal hafızayı oluşturduğunu, toplumsal belleği canlı tuttuğunu ve geçmişle gelecek arasında bağ kurduğunu dile getirdi.

Özgür basının; devleti, milleti ve toplumu birbirine bağlayan kamusal alanın en önemli taşıyıcısı olduğunu belirten Atilla Güney, demokratik rejimlerde basının iktidarın karşısında konumlanan bir düşman değil; hukukun, demokrasinin ve toplum yararının yanında duran bir denge unsuru olduğunu söyledi. Eleştirel basının sistemi zayıflatmadığını, aksine daha dirençli, daha kapsayıcı ve daha adil hale getirdiğini ifade etti.

Açıklamasının sonunda basının yalnızca haber üreten bir sektör ya da ticari faaliyet alanı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Güney, basının demokratik toplumların yaşamsal damarlarından biri olduğunu söyledi. Basının insanların gözü, kulağı ve sözü olma işleviyle bireysel hak ve özgürlüklerin korunmasında, toplumsal kimliğin güçlenmesinde ve ortak değerlerin yaşatılmasında merkezi bir rol üstlendiğini belirten Güney, basın özgürlüğünün zayıflatıldığı her durumda demokrasinin temel dayanaklarının da kaçınılmaz olarak zarar göreceğini ifade etti.

Gazeteci-Yazar Atilla Güney, demokratik bir geleceğin ancak özgür, bağımsız ve etik değerlere bağlı bir basınla mümkün olacağını belirterek, basını savunmanın yalnızca gazetecileri değil; demokrasiyi, toplumu ve ortak geleceği savunmak anlamına geldiğini vurguladı.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.