ARAŞTIRMACI YAZAR EKREM HAYRİ PEKER YAZDI
“80 YILLIK HATIRALARIM – CEMİL TOPUZLU”
Bir Kitabın Öyküsü, Bir Dehanın Mirası, Bir Cumhuriyet Hafızası
Bazı kitaplar yalnızca bir hayatı anlatmaz; bir dönemi, bir zihniyeti, bir medeniyet tasavvurunu da kayda geçirir. “80 Yıllık Hatıralarım – Cemil Topuzlu” tam da bu nitelikte bir eser. Ancak bu kitabı önemli kılan yalnızca içeriği değil; yazım sürecinin kendisidir.
Bir büyük torunun vefa duygusu, bir kültür insanının titizliği ve bir tarihsel mirasın kaybolmaması için verilen zamana karşı yarış…
BİR TELEFONLA BAŞLAYAN TARİH YOLCULUĞU
Prof. Dr. Cemalettin Topuzlu, dedesi Cemil Topuzlu’nun hayatının yeniden ele alınmasını ister. Bu talep sıradan bir biyografi isteği değildir; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin en kritik isimlerinden birinin hak ettiği şekilde anlatılması arzusudur.
2022 yılının Ocak ayının ilk günlerinde, bir Perşembe sabahı Ceyhun İrgil’i arar:
“Bir aile kitabının yazılması için seni İstanbul’a davet ediyorum.”
Ve böylece süreç başlar.
Görüşmeler, arşiv çalışmaları, yazışmalar, aile belgeleri, fotoğraflar, resmi evraklar… Bir biyografiden çok daha fazlası inşa edilir. Ancak acı bir gerçek vardır:
Cemalettin Topuzlu’nun ömrü bu çalışmanın tamamlanmış halini görmeye yetmez.
Bu yönüyle eser, yalnızca bir biyografi değil; aynı zamanda bir vefa borcunun ifasıdır.

CEMİL TOPUZLU: MODERN CERRAHİNİN VE MODERN BELEDİYECİLİĞİN ÖNCÜSÜ
Cemil Topuzlu (1866–1958)…
Türkiye’de modern cerrahinin kurucularından biri. Eski İstanbul Belediye Başkanı. Devlet adamı. Akademisyen.
Ama bana sorarsanız; o yalnızca bir cerrah değil, bir sistem kurucudur.
Zor Bir Çocukluk
Üsküdar Salacak’ta dünyaya gelir. Annesini genç yaşta veremden kaybeder. Hayatın sert yüzüyle erken tanışır.
1881’de Kuleli Askerî Tıbbiye İdadisi’ni, 1886’da Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’yi bitirir. Henüz 20 yaşında yüzbaşı rütbesiyle doktorluk diplomasını alır. Diploma numarası: 1101.
Bu ayrıntı bile, onun disiplinli ve sistemli bir hayatın ürünü olduğunu gösterir.
PARİS YILLARI: BİLGİNİN MERKEZİNDE
15 Eylül 1887’de cerrahi ihtisas için Paris’e gönderilir.
St. Louis Hastanesi’nde üç yıl asistanlık yapar.
Orada öğrendiği modern cerrahiyi, döndüğünde Osmanlı coğrafyasına taşır.
Getirdiği yenilikler:
-
Kloroform anestezisini Türkiye’de uygulamaya koydu (1890).
-
Ameliyathanelerde dezenfeksiyon sistemini kurdu.
-
Eldiven kullanımını başlattı.
-
Modern hasta pavyonları açtırdı.
-
Avrupa tıp dergilerinde bilimsel makaleler yayımladı.
O dönemin pek çok hekimi eczane açarak ticari faaliyet yürütürken, o bunu yapmadı. Mesleki etiği önceledi.
SAĞLIK KURUMLARININ MİMARI
-
Zeynep Kamil Hastanesi’ni yeniden düzenledi.
-
Şişli Etfal Hastanesi’nde görev yaptı.
-
II. Abdülhamid’in saray cerrahlığını yürüttü.
-
Kadırga’da Eczacılık ve Dişçi Mektebi’ni kurdurdu.
-
Tıbbiye-i Şahane ile Tıbbiye-i Mülkiye’nin birleşerek Tıp Fakültesi’ne dönüşmesini sağladı.
Bu, yalnızca bir kurumsal reform değil; tıp eğitiminin yeniden inşasıdır.
RÜTBE KRİZİ VE ONURLU AYRILIŞ
1905’te müşirliğe yükseltilir.
1908 sonrası Rütbe Tasfiye Kanunu ile miralaylığa düşürülür.
Bu yalnızca bir rütbe meselesi değildir; dönemin siyasal sarsıntılarının bürokrasiye yansımasıdır. Topuzlu askerlikten ayrılır, akademiye yönelir.
BELEDİYE BAŞKANLIĞI: MODERN İSTANBUL’UN TEMELLERİ
1912’de İstanbul Şehremini olur.
Bugün sıradan görülen pek çok uygulamanın arkasında onun imzası vardır:
-
Fırın ve kasapları disipline etti.
-
Gülhane Parkı’nı halkın kullanımına kazandırdı.
-
Kent düzenlemelerinde modern şehircilik anlayışını benimsedi.
-
İstanbul’un hijyen ve altyapı standartlarını yükseltti.
Yabancı diplomatlar arasında saygınlık kazanması tesadüf değildir; İstanbul’u çağdaş bir metropole dönüştürme vizyonu vardır.
SAVAŞ, SÜRGÜN VE GERİ DÖNÜŞ
I. Dünya Savaşı’nı Cenevre’de geçirir.
1919’da yeniden İstanbul Belediye Başkanı seçilir.
Kısa süre Nafia Nazırlığı yapar.
İstifası bir kabinenin düşmesine yol açar.
Siyasi soruşturma ihtimali üzerine Fransa’ya gider.
1924’te yurda döner. Resmî görev almaz; yalnızca mesleğiyle ilgilenir.
Bu tavır, devlet adamlığının kişisel hırsla değil ilkeyle yürütüldüğünü gösterir.
ESERLERİYLE KALAN BİR İSİM
-
Seririyat-ı Cerrahiye (1895)
-
Sutures de plaies arterielles (1897)
-
Memoires et observations medicales (1905)
-
32 Sene Evvelki, Bugünkü, Yarınki İstanbul (1944)
-
80 Yıllık Hatıralarım (1951)
Ölüm yılı 1958’de adı Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’na verilir. Bu, yalnızca bir isimlendirme değil; bir hafıza tescilidir.
CEYHUN İRGİL: BİR HEKİMİN TARİHLE HESAPLAŞMASI
1965 İzmir doğumlu Ceyhun İrgil…
Genel cerrah, siyasetçi, kültür insanı.
-
Bursa Uludağ Üniversitesi mezunu.
-
Meme kanseri alanında uzman.
-
-
ve 26. Dönem CHP Bursa Milletvekili.
-
-
Bursa Sağlık Tarihi kitabının yazarı.
-
Bursa Sağlık Tarihi Müzesi’nin kurucusu.
Sağlık tarihine dair belge, obje ve arşiv koleksiyonu oluşturdu.
Kurduğu müze kapatıldı; koleksiyonunu yeniden ayağa kaldırdı.
Bu azim, onun kültürel mirasa yaklaşımını gösterir.
Cemil Topuzlu kitabı da aynı sorumluluk bilinciyle hazırlanmıştır.
SONUÇ: BİR DEHA, BİR HAFIZA, BİR VEFANIN KAYDI
“80 Yıllık Hatıralarım” yalnızca bir anı kitabı değildir.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin tıp, şehircilik ve devlet yönetimi perspektifinden yazılmış canlı bir belgesidir.
Cemil Topuzlu, hem modern cerrahinin hem de modern belediyeciliğin öncülerinden biridir.
Ceyhun İrgil ise bu mirası sistemli bir çalışmayla yeniden görünür kılmıştır.
Tarih, yalnızca savaşları ve siyasetçileri yazmaz.
Hastaneleri kuranları, şehirleri düzenleyenleri ve sistemi inşa edenleri de yazar.
Ve bazı kitaplar, yalnızca okunmaz —
Bir dönemin aklı olarak kayda geçer.
